Osmanlý'dan ABD'ye Askeri Yardým Neydi?

Osmanlý'dan ABD'ye Askeri Yardým Neydi?

Osmanlý Donanmasý 27–10–1827 de Avrupalýlarýn güç birliði ile Navarin’de yakýlýr. Osmanlý bunun üzerine, Avrupa dýþýnda bir müttefik arar.
20/11/2011, 00:12
Okunma: 2614
0 Yorum
Sultan Abdülmecid,Amerika,Askeri Yardým

OSMANLININ AMERÝKA’YA DEVE YARDIMI

Osmanlý Donanmasý 27–10–1827 de Avrupalýlarýn güç birliði ile Navarin’de yakýlýr. Osmanlý bunun üzerine, Avrupa dýþýnda bir müttefik arar. Yok edilen donanmanýn yenilenmesi için, Osmanlý Amerika ile 7–5–1830 da ilk “seyrisefain” ve ticaret antlaþmasýný yapar. Amerika Hükümeti, kýtanýn kurak çöl bölgesinde taþýma iþinde kullanýlmak üzere Osmanlýdan deve ister.1855 yýlýnda Osmanlý Sultaný Abdülmecit 30 deve yanýnda birer çift ayrýca diþi, erkek deve armaðan eder.

Türk Amerika arasýndaki yardýmlaþma, Osmanlý’nýn Amerika’ya deve yardýmý ile baþlar. Böylece ilk kez deveyi Kýzýlderililer görmüþ olur. Kýzýlderililer Avrupa’ya ilk getirildiklerinde, Avrupalýlar nasýl þaþkýnlýkla karþýlamýþlarsa, bu eðri büðrü hayvaný, deveyi ilk gördüklerinde Amerikan yerli halký da çok þaþýrmýþlar.1

AMERÝKA DEVLETÝ'NE HEDÝYE OLARAK DEVE GÖNDERÝLMESÝ

1800'lü yýllarda Amerika Birleþik Devletleri güney komþusu Meksika'yla girdiði savaþlar genellikle vahþi ve ýssýz çöllerde geçmiþti. Motorlu araçlarýn mevcut olmadýðý devirde, savaþ sýrasýnda Amerikan ordusu en büyük sýkýntýyý nakliye ve ikmal konusunda çekmiþti. Savaþan birliklere yiyecek, su, cephane ve yaralýlar için gerekli sýhhi malzemenin ulaþtýrýlmasý büyük bir problem olmuþtu.

ABD'li devlet adamlarýnýn aklýna dâhiyane bir fikir geldi. 19.yy.da Avrupa devletlerinin Orta Doðu'da giriþtikleri sömürgecilik savaþlarýnda nakliye için çöllere ve çorak alanlara olaðan üstü dayanýklýlýk gösteren develerden faydalanmak istediler. Ordu nakliye sistemini deve katarlarýyla takviye etmeye ve hatta bunu ön plana almaya karar verdi.

Ancak bu sýrada develerin bol olduðu Arap ülkeleriyle resmi temaslar olmadýðýndan, bu hususta döneminde her baþý sýkýþanýn imdadýna yetiþen Cihan Devleti Osmanlý'ya baþvurmaya karar verdiler.

Bununla ilgili Amerikan donanmasýnýn bir nakliye gemisi 1855 yýlý Ekim ayýnda Ýstanbul'a geldi. Geminin kaptanlýðýný David Dixon Porter yapýyordu. Mr. Porter Amerika'nýn ilk Türkiye büyükelçisiydi.

Amerika'nýn Ýstanbul elçiliði Osmanlý Hariciye Vekaletine 29 Ekim 1855 tarihinde gönderdiði yazýda þöyle diyordu: "ABD tarafýndan bundan sonra Meksika ve California'da deve kullanýlmasýna karar verilmiþ ve Ýstanbul'dan 35 devenin getirilmesi için Amiral David'in kumandasýnda ki bir gemiyi bu tarafa göndermiþ olduðundan, Türkiye ile Amerika arasýnda mevcut bulunan iyi iliþkiler ve dostluk dolayýsýyla 35 devenin verildiði takdirde bunun büyük bir memnunluk doðuracaðýný Amerikan elçisi arzu ve beyana cesaret eder."
Bunun üzerine Sadrazam Mehmet Emin Paþa, saray baþkâtipliðine Amerika'nýn istediði 35 deve ile ilgili olur yazýsýný yazmýþ, Sultan Abdülmecit'te olumlu irade de bulunmuþtur.

Böylece Amerika'nýn istediði develer bedelsiz olarak verilmiþ. Amerika'ya ilk askeri yardým Osmanlý Devleti tarafýndan yapýlmýþtýr.

Ne gariptir ki; o zaman Amerika'ya yardým eden Türkler daha sonra bu ülkeden yardýma muhtaç hale gelmiþtir. Bu da tarihin garip bir cilvesidir. 2

Amerika’nýn Ýstanbul Elçiliði, Osmanlý Dýþiþleri Bakanlýðý’na 29 Ekim 1855 tarihinde gönderdiði bir yazýda þöyle diyordu:

“Amerika Birleþik Devletleri tarafýndan bundan sonra Meksika ve California’da deve kullanýlmasýna karar verilmiþ ve Ýstanbul’dan otuz beþ devenin getirilmesi için bahriye subaylarýndan Mr.David’in kumandasýndaki bir gemiyi bu tarafa göndermiþ olduðundan, Türkiye ile Amerika arasýnda mevcut bulunan iyi iliþkiler ve dostluk dolayýsýyla Osmanlý devleti bir çift erkek ve bir çift diþi deve verdiði taktirde bunun büyük bir memnunluk doðuracaðýný Amerika Elçisi arza ve beyana cesaret eder.”

Sadrazam olan Mehmet Emin Ali Paþa, bunun üzerine, meseleyi ve kendi düþüncelerini Saray Baþkâtipliðine þu yazý ile bildirir:

“Amerika Devleti’nde deve kullanýlmasýna karar verilerek otuz beþ devenin getirilmesi için Ýstanbul’a bir gemi yollanmýþtýr. Bir çifti erkek ve bir çifti diþi olmak üzere iki çift devenin verilmesi ricasýna dair elçilikten gelen yazýnýn tercümesi Padiþah hazretleri tarafýndan görülmek üzere arz ve takdim olundu. Ýstenen iki çift deve aslýnda pek az bir þey olduðundan ve verilmesi padiþahýmýzýn þaný gereði bulunduðundan alasýndan tedarik edilerek elçiliðe verilmesi ve bedelinin devlet hazinesinden ödenmesi hakkýnda hünkârýn, iradesi nasýl çýkarsa ona göre hareket edilecektir.”

Sultan Abdülmecit’in bu husustaki olumlu iradesi, sadrazama Saray Baþkâtipliði’nce þu þekilde bildirilmiþtir.

“Sadakat tezkeresi ve elçiliðin yazýsý padiþah tarafýndan görülmüþ ve istenen iki çift devenin alasýndan tedarik edilerek bedelinin hazinece ödenip elçiliðe verilmesi uygun görülmüþtür. 13 Kasým 1855”

Böylece, Amerika’nýn damýzlýk için istediði deve bedelsiz olarak verilmiþ, öbür 31 deve de bedeli karþýlýðýnda piyasadan satýn alýnýp Amerika’ya götürülmüþtür. Bunlar ordu hizmetinde kullanýlacaklarý için böylece Türkiye Amerika’ya askeri bir yardýmda bulunmuþ oluyordu. Nitekim bu develer üretilip nakliye katarlarý kurulmuþ ve Amerika, iç savaþýnda büyük ölçüde bunlardan yararlanmýþtýr.

Böylece, deve ile de olsa, Osmanlýnýn (Türklerin) Ameri kaya’ya ilke kez yardýmý ile dostluk baþlamýþ oldu.  3

Amerika’ya bu develerle birlikte üç deve bakýcýsý da gönderilir. Biri Hacý Ali’dir. Philip Tedro adýyla Amerikan ordusunda görev alýr. 1902 yýlýnda Arizona’da vefat eder. Mezarýna “Deve” heykeli dikilir. Diðeri Rum asýllý Yorgo’dur. O’da George ismini alýr. Ve 1906 yýlýnda Los Angeles’da ölür. Diðer bir deve bakýcýsý ise Ýlyas beydir. Amerika’da Meksika asýllý bir kýzla evlenir. Bir oðlu olur; Elias (Ýlyas oluyor) Pluaturco Calles… 

Sigara paketlerinin, Camel sigaralarýnýn üzerindeki deve resmi, develerin iç savaþta yük taþýmadaki anýsýna konulmuþ.  4


ABDÜLMECÝT DEVRÝNDE ESÝR TÝCARETÝ YASAKLANDI. ESÝR PAZARLARI

XVIII.- XIX. Yüz yýla kadar, uzun bir süreç içinde devam eden esir ticareti, insanlýðýn bir utancýdýr. Yüzlerce yýl insanlar bir mal gibi alýnýp satýlmýþtýr.
Yüzyýllardýr devam ede gelen esir ticareti, esir alýnýp satýldýðý esir pazarlarý, Osmanlýda Sultan Abdülmecit H1263- M1847 de Sadrazam Mustafa Reþit Paþa zamanýnda kaldýrýlarak, bir fermanla esir ticareti yasaklandý.

OSMANLIDA ESÝR PAZARI

Osmanlý Ýmparatorluðunda “esir pazarlarý” bir düzen altýna alýnmýþtý. Ýstanbul’da dört ayrý yerde esir pazarý vardý. Bu esir alým satýmý, bir ticaret matahý gibi kendine özgü bir sektör oluþturmuþ; esirciler þeyhi ile esirciler kethüdasý denilen resmi vazifelilerin idare ve kontrolü altýnda idi. Bu utanç verici sektörün mallarý, dünyanýn dört tarafýndan toplanan esir kýzlar, bedenî kudreti yerinde köleler, renk, ýrk ýrk, din din çeþitli insanlar, her yaþta ve baþta, imparatorluðun baþlýca merkezlerindeki “esir pazarlarýndan” toplanýr, müzayede ile satýlýrdý. Yemen’den Avrupa içlerine, Cebelitarýk’tan Umman Denizine kadar geniþ, bu on binlerce km2 topraklarda, her zevke uygun, her çeþitten köle bulunur, rahatlýkla alýnýp satýlýrdý. Bu utanç verici mallarýn taþýma, hamaliye masraflarý yok gibi, çünkü gemilerin hayvan taþýnan ambarlarýnda rahatlýkla taþýnýyorlardý. 


Batý ülkelerinde daha gayri insani, hatta vahþice cereyan eden bu insan alýþveriþi, Osmanlý Türklerinin merhamet, þefkat ve hatta müsamahalarý ile o devre göre örnek teþkil eden nizama baðlanmýþtý.
H 1 muharrem 1263 14 Eylül 1847 yýlýnda Tanzimat Fermanýna paralel bir fermanla esir pazarý, esir ticareti yasaklanýrken, genç padiþah Abdülmecit þunlarý söyledi: “Esir pazarlarýný da kapatýnýz. Ülkemde insan ticaretini görmek istemiyorum. Bu hali yaþadýðýmýz devre, beþeri þefkat ve Ýslâm dininin hürriyet ve müsavat mefkûresine aykýrý buluyorum”. 

Köle, esir ticareti Osmanlý’da olduðu gibi, batýda en aðýr koþullarda devam eder. Hele Amerika’nýn keþfinden sonra, yerli zenci ve Kýzýlderilileri insandan saymayan Avrupalý altýn paragöz kâþifler, Afrika’dan binlerce, yüz binlerce zenciyi, tütün, altýnla takas yapmak için, Amerika’ya hayvan taþýnan gemi ambarlarýnda taþýmaya baþlarlar. Bu utanç verici köle ticareti üç yüz yýldan fazla devam eder.

Afrika’dan Amerika’ya ilk zenci köleler 1619 yýlýnýn Aðustos ayýnda Hollandalýlar tarafýndan getirilmiþtir. 90 genç kýz (zenci köle), tütün karþýlýðýnda takas edilir. Avrupa’da henüz tütün olmadýðý için, zenci köle verilip tütün alýnýr, sanki bir eþya takas eder gibi.
Afrika’nýn Zanzibar, Kenya, Kongo ve öteki ülkelerden, koyun sürüsü gibi toplanan zenci köleler, denize yakýn ve toprak altýnda köle zindanlarýnda, bir ambar eþyasý gibi günlerce bekletilir. Yeterli sayýya ulaþýnca da, gemi ambarlarýnda Amerika’ya, yeni köle ülkesine sevk edilirlerdi. Günümüzde, Afrika kýyýlarýndaki bu köle zindanlarý halen korunmakta, insanlýðýn bir utanç abidesi olarak, dünyadan gelen turistlere gösterilmekte.

Ýsveçli bir kadýn heykeltýraþ, boyunlarýndan birbirine zincirle baðlanmýþ, deðiþik yönlere acýdan da acý bakýþlarla bakan beþ kölenin grup heykelini yaparak, bir utanç abidesi olarak ebedileþtirdi. Köle heykellerin boyunlarýndaki zincirler, vaktiyle köleleri baðlamakta kullanýlmýþ olan gerçek zincirlerden biriymiþ.

Avrupa’da 1882 de köle ticareti yasaklanmýþsa da gizli gizli devam etmiþ, yýllarca.   

GÝZLÝCE ESÝR TÝCARETÝ DEVAM EDÝYOR

Esir ticaretinin açýk pazarlarýnda Padiþah Abdülmecit’in yasaklanma fermanýndan sonra, esir alýþveriþi gizli olarak devam etti. Esir kýzlar cariye adý altýnda, halayýk, odalýk diye zenginlerin konaklarýna satýlmaya devam etti. Ýlk kadýn yazar ve þairlerimizden  Leyla Haným (….-1848) bu konuda “Harem Ve Saraylarýn Eski Adetleri” baþlýklý yazýsýnda þunlarý yazýyordu: “Padiþahýmýzýn fermaný ile esir pazarlarý kapatýlýnca esirciler, geçim kapýlarýný kapatmamak ve kýz, erkek, muhtelif yaþ ve renklerde, muhtelif çeþitli vakýflarda insan satýn almayý, satmayý, adet edinenler hatta yaþamalarýný buna göre ayarlayanlar, telaþa eleme kapýlmýþlar.  Bu iþe gizli devam etmiþler. Zenci köleler ve cariyeler Fatih civarýnda bazý hanlarda, Çerkezler, Kafkasyalýlar, dünyanýn dört bucaðýndan derlenmiþ güzel kýzlar da Tophane Karabaþ Mahallesindeki evlerde gizlice satýlmaya baþlamýþlar. Hükümet de buna göz yummuþ. Çünkü onlarýn içinde de padiþahýmýzýn fermanýný tatbik etmekle beraber, asýrlarýn alýþkanlýðýný bir anda deðiþtirmenin mümkün olmayacaðýna inananlar varmýþ. Sadece gizlilik þeklinde olan esir ticareti usul ve þekilleri hiç deðiþmemiþ, yalnýz fiyatlar yükselmiþ”. Demek ki esir ticaretinde de karaborsa baþlamýþtý.

ESÝRCÝ KADINLAR ALIÞVERÝÞÝ

Esir ticareti konusunda yazýlar yazan Leylâ Haným, bir yazýsýnda tanýk olduðu cariye alýþveriþ sahnesini þöyle anlatýyor:

“-Beðenilen cariyenin uykusunu tecrübe için, bir gece müþterisinin evinde kalmasý adetti. Eðer uykusu aðýrsa ve horlarsa fiyatýndan düþürülürdü. Cariyenin bedeli, ebe ve doktor muayenesinden sonra verilirdi. Esirci kadýn,  hem esir tüccarýndan hem müþterisinden tellâliye alýrdý”.

Esirci kadýnýn çenesi kuvvetli, tarifi yerinde, telkini kudretli olurdu:
“-Uðurlu kademli olsun, Allah can peliði versin, güçlü, kuvvetli kýz. Yesin, içsin bakýnýz daha ne olur. Þu göze, kaþa bak. Kaþla göz gerisi söz, deðil mi efendiciðim? Derdi.        
Satýn alacak erkek, kýzýn göðsüne, kollarýna ve dizlerine kadar bakar bacaklarýný muayene edebilirdi. Bu kýzlardan bilerek evli erkek tarafýndan satýn alýnmasýna müsaade eden az olurdu. Esir kýzlarýn çoðu, bu satýþa, rahat etmek, iyi koca bulmak, rahat yaþamak için razý olurlardý. Eðer kendisini satýn alan erkek evli ise, kaçacaðýný açýkça söylerdi. Cariyeler, Avrupalýlarýn zannettiði gibi, bedbaht deðillerdi. Saraylarda, paþa konaklarýnda, esnaf ve ayan konak yavrularýnda, beldenin zenginlerinin her türlü ihtiyacý temin edilmiþ evlerinde itibar görürlerdi. Çocuklarý olunca nikâhlanýrlardý. Osmanlý Sarayýndaki birçok valide sultanlar cariyelikten gelme idi. Halayýk, odalýk, haseki, ikbal, sultan gibi kademeleri vardý. Her birisinin kendisine has itinalý giyimi olurdu. Çünkü cariyeler, devþirme deðildi; küçük yaþta esirciler tarafýndan satýn alýnýr, yaþama töresi öðretilir, musiki bilgisi, okuma yazmasý, ev hizmetleri, yemek, dikiþ öðretilir, mükemmel terbiye edilirdi.

Cariyeler satýldýklarý yerde rahat etmezlerse, yeniden satýlmalarýný teklif ederlerdi. Eðer sahibi razi olmazsa, kaçmak, kadýya veya bir esir tüccarýna sýðýnmak hakký vardý. Kaçarken evden hiç eþya almaz, sadece bohçasýna bir takým elbise koyardý. Firarýna alamet olarak çektiði kapýnýn veya aþtýðý duvarýn dibine terliklerini býrakýrdý”.

Leyla Haným, Ýstanbul’un esir ticaretinin merkezi olduðunu anlatarak þunlar yazar:
“-Mýsýr Prensleri, Tunus Beyleri, Hind Mihraceleri, Hicaz, Baðdat, Yemen’in, Sumatra ve Cava’nýn Afgan ve Ýran’ýn zenginleri, yaz mevsimi Ýstanbul’a gelirler, ya adamlarýný gönderip buradan Osmanlý terbiyesine göre yetiþtirilmiþ Çerkez ya Kafkasya’lý kýzlarý avuç dolusu altýnlar vererek alýrlar, izzet ve ikballe memleketlerine götürürlerdi. Ýstanbul’da “esirci eminliði” diye bir vergi memurluðu vardý ki, bir kuruþla bir para vergi alýrdý. Bu verginin bazý yýllar yüz altýn keseye kadar çýktýðý olurdu.

MÝLLETLERÝNE GÖRE CARÝYELER                   
Cariyelerin milletlerine göre bilinen meziyetleri ve þöhretleri vardý. Bu meziyet ve kýymetler için kitaplar yazýlmýþtý. Yerleþmiþ olan kanaatlere göre, nezaket ve kibarlýk Ýran’lý, güzellik Çerkez ve Kafkasyalý, iþvebazlýk ve gönül çalma Rum, sadakat Ermeni, hazinekârlýk Habeþ, raks ve Nobe, bakýcýlýk Hindli kýzlarda mümzariyet halinde idi. Yine bu kitaplara göre güzel yüz Türkler, güzel vücut Rum, güzel saçlar Kafkas, güzel gözler Arap, güzel ten Macar kýzlarýnda bulunurdu. Musevi kýzlarý çok makbul deðildi. Avrupa devletlerinin sefirleri, esir pazarlarýný sýk sýk ziyaret ederler; kendi memleketlerinde gizli ve çok zaman insaniyet ve ahlak harici yapýlan cariye ve köle alýþveriþinin Osmanlý Ülkesinde nasýl mükemmel ve insani þekilde, iki tarafýn haklarýný mahfuz tutarak tanzim edilmiþ olmasýna hayret ederlerdi”.

KÖLELÝÐÝ KALDIRDI DÝYE TÜRKLERÝ SUÇLAYAN ARAP ÞEYHÝ
150 Yýl kadar önce Arabistan’lý Reis’ül Ulema Þeyh Cemal, kölelik ve Türkler konusunda þu ilginç fetvayý yayýnlamýþtý:
“Köleliðin yasaklanmasý þeri þerife (þeriata) aykýrýdýr ve bundan baþka kadýnlarýn açýk gezmesi ve kadýnlarýn boþanma yetkisi gibi temiz þeriata aykýrý teklifleri olduðu için Türkler müþriktir. Türkler murted (Ýslam dininden dönen) oldu. Türkler üzerine cihad edin. Kanlarýný dökmek, evlatlarýný esir etmek helaldir”.
Osmanlýnýn batýlýlaþma çabalarý ile kanunname çýkarmýþ, köleliði yasaklamýþ, modernleþme hareketleri baþlamýþtý. Mekke Emiri Abdülmüttalip Osmanlýya karþý bu fetva kýþkýrtmasý ile Arabistan’da kýþkýrtmalar baþlamýþtý.
Ahmet Cevdet Paþa’nýn “Tezakir” adlý kitabýndan öðrendiðimize göre, isyancýlar Harem-i Þerifte namaz kýlan zavallý Müslümanlarý süngüden geçirmiþtir.  6

ABDULMECÝT DEVRÝNDE ESÝR TÝCARETÝ YASAKLANDI

1847 Sultan Abdülmecit’in yeni yýl nedeni ile Babý Aliyi ziyareti günü esir pazarýnýn resmen kaldýrýlmasý fermanýna karþýn, esir ve özellikle cariye alýþveriþi 1908 ikinci meþrutiyete kadar devam etti. Bundan sonra da, Batý yaþayýþý Osmanlý ülkesine yerleþince, cariyeler yerini kapatmaya ve birden çok evlenmede, yine cariye sisteminin bir baþka ifadesi olan, metres olayýna býraktý. Osmanlý Ýmparatorluðunda, esirciliðin ve esir pazarlarýnýn ikbal devri, III. Sultan Murat zamanýydý. Bu tarihte Ýstanbul’a sadece esir ve köle getiren gemiler gelirdi. Ýstanbul’da eski ve yeni Bedestende Esirler Haný, ayrý ayrý avrat ve köle pazarlarýnýn nizam altýna alýnmasý için Esirciler Þeyhliðinin ve Esirciler Kethüdalýðýnýn kurulmasý bu tarihtedir. Padiþaha, vezirlere, eyalet beylerbeyine cariye ve köle hediye etmek çok tabii idi. Sokullu’nun sarayýnda 680 cariye vardý.

Avcý Sultan Mehmet zamanýnda meþhur musiki ustalarýndan Ýri Mustafa Efendi, esirciler kethüdasý idi. Her esirin günde orta halli insanýn yaþamasýna yetecek nafakasý vardý. Esirciler Hanýnda iç içe geçen odalar bulunur, cariye almak isteyenler birbirlerini görmezlerdi. Evli kadýnlar, evlerine gelen cariyelere fena muamele etmekten sakýnýrlar. “Zaten kaderin hýþmýna uðramýþ, benden bulmasýn. Allahtan korkarým”, derlerdi. Rahmetli Ahmet Rasim üstadýmýzýn anlattýðýna göre, cariye ve esirlere fena muamele yapan evler, semtlerde hiç makbul sayýlmazdý. Üstat þöyle diyor:

“-Esir alýþveriþinin Padiþah Abdülmecit Han’ýn fermanýyla kaldýrýlmasý, bütün evli kadýnlarý evvelâ çok memnun etmiþti amma, fuhþ-u atikin bir müessesesi olan kapatmalýðýn büyük þehirlerden kasabalara kadar yayýlmasý, aile saadeti için daha menfi neticelere sebep oldu. Daha sonra da, Garp Hayatý memlekete yerleþince, metresler meydana çýktý. Ýkinci Meþrutiyetin ilânýna kadar cariye alýþveriþi, kýsmen açýk, kýsmen kapalý devam etti”.

Cariyeler, halayýklar, odalýklar, renk renk köleler, küçük yaþta alýnan kýz ve erkek çocuklarý arasýnda, evlât gibi yetiþtirilirler ve cemiyetin yüksek kademelerine çýkmýþ olanlarý vardý. Nice nice sadrazamlar, vezirler, çeþitli sahadaki sanat ve ilim üstatlarý, kadýnlarda sultanlýða kadar yükselmiþ olanlar, esir pazarlarýndan gelmiþlerdi.  7
   

SONNOTLAR
1.   Kýz Kulesindeki Kýzýlderili-Sunay Akýn Çinar Yayýnlarý Sf: 16   
2.   http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2017364-Amerika-Devleti-ne-hediye-olarak-deve-g%C3%B6nderilmesi

3.  http://www.wardom.org/abd-ye-yaptigimiz-askeri-yârdim-t107981.html
               Wardom http://www.wardom.org/showthread.php?t=107981        

 4. http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2017364-Amerika-Devleti-ne-hediye-olarak-deve-g%C3%B6nderilmesi
 5. 1- Yazýlmamýþ Tarihimiz Seçmeler Cemal Kutay Aksoy Yayýncýlýk 1999 Sf: 139)
     2- Þeytanýn gör dediði Milliyet Çetin Altan 2–2–2006 Sf: 4
     3- Kýz Kulesindeki Kýzýlderili Sunay Akýn Sf: 66–90

 6. Milliyet 15–12–2001 Taha Akyol Objektif Sf:15 

 7. Yazýlmamýþ Tarihimiz Cemal Kutay Aksoy Yayýncýlýk 1999 Sf: 143–144


Cevat Kulaksýz/Hakimiyeti Milliye
HABER ÝLE ÝLGÝLÝ
Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapýn.
YAZARLAR
EN ÇOK YORUMLANANLAR
ARÞÝV
ANKET
Lojistik Sektörü Yeterince Biliniyor Mu?
  • Evet
  • Hay?r
  • Fikrim Yok!

Site Haritasݱ RSS Beslemeleri