Çocuk ruhlu bir denizciyim
Þimdilerde Beneteau 50 model bir yelkenliye sahip Mehmet Aslantuð’un denizciliðe ilgisi 1984 yýlýnda aldýðý 7 metrelik tirhandil ile baþlamýþ. Ve zamanla hedef büyütmüþ. Geçtiðimiz günlerde Yacht dergisi ekibini teknesinde aðýrlayan ünlü oyuncu, en büyük hayalinin yelkenliyle dünya turuna çýkmak olduðunu söyledi.
Röportajlarýnýzda “Bir insaný sevmekle baþlar her þey” diyen Sait Faik hikâyelerinin hayatýnýzdaki önemine hep deðiniyorsunuz. Peki ya “denizi sevmek”?
- Her þeyin bir insaný sevmekle baþladýðýný anladýðýnýz an; denizin de sadece bizi taþýyan ve bunu hayli ucuza yapan bir su birikintisi olmadýðýný kavradýðýnýz andýr. Týpký Burgaz’dan, Varna’dan, Halikarnas’tan seslenen Sait Faik, Nazým Hikmet, Cevat þakir gibi; bazen insaný, bazen denizi, ama sýklýkla da hem insaný hem denizi birlikte yaþar, birlikte coþarsýnýz. Karadeniz’in kýyýcýðýnda bir yerde büyümüþ olmanýn da büyük etkisi vardýr elbette...
Yelkene olan merakýnýz nasýl geliþti? Bu konuda bir eðitim aldýnýz mý?
- Bizim çocukluðumuz, kayýklara direklerin artýk dikilmediði yýllara denk düþtü. Pancar motorlarýn iþgaline doðmuþ, kamyonlarýn istilasýný görmüþtük! Demiryolunun kilometrelerce suya paralel gittiði bir hatta büyümüþ çocukluðumuza, ne denizin ne de tren istasyonlarýnýn türküsünü öðrettiler. Biz kavradýk bir gün, aniden; Sait Faik’le, Nazým Hikmet’le, Cevat þakir’le birlikte, önce onlarý anlayarak! O zaman tanýdýk rüzgârý da, þarkýsýný da... Severek baþlamak yetiyordu ve üç beþ günlük eðitimlerin de lafý olmazdý zaten. Koca bir hayatý adamaya hazýrdýk, adadýk!
Ýlk teknenizi ne zaman edindiniz?
- 1984’te kýsa bir denemem olmuþtu birkaç arkadaþýmla birlikte. þiir düþkünlüðümüzü suyun karþý kýyýsýna da dökelim arada diye, 7 metrelik tirhandil tadýnda bir teknemiz olmuþtu. Son paralarýmýzý da bakým ve armasýna harcamýþ, beþ parasýz kalmýþtýk. Olmadý, sattýk tabii! O vakitler üniversite öðrenciliðimize parasal kaynak yaratmak için, deneysel sahne gruplarýndan bazý arkadaþlarla turne ekipleri oluþturur, para kazanmaya çalýþýrdýk.
Þu anki Beneteau 50 model yelkenlinizi, yani nam-ý diðer Sevgili’yi ne zamandýr kullanýyorsunuz?
- 13 yýl... Ondan önce Yeni Zelanda’ya giderek bu sularý terk eden 11,60 metrelik (38 feet) bir yelkenlimiz vardý. 50 daha sonra yapýldý.
BU TEKNE BANA ÇOK SEVGÝLÝ DAVRANDI
Ýsmi neden “Sevgili”?
- Çok sevgili davrandý, iyi havada, kötü havada! Sevgili olmak için ille de kadýn, erkek, velhasýl insan olmak gerekmiyor ya hani?
Satýn alýrken temkinli miydiniz? Sevgili’nin içinde veya donanýmýnda kendinize göre bir deðiþiklik yaptýnýz mý?
- Belli bir deneyimden sonra sanýrým çoðumuz temkinliyizdir. Ama bu gibi markalar 100 yýlý aþkýn bir zamandýr üretimdeler. Majör hatalar zaten yapmazlar. Sadece kullanýcýnýn zevki ve kiþisel eðilimlerine göre birtakým planlama ve deðiþiklikler için biraz dikkatli davranmak iþe yarar. Deðiþikliklere gelirsek, bu süreç içerisinde teknolojide baþ döndürücü bir hýza da tanýklýk ettik ve etkilendiðimiz ürünler oldu tabii. Hem navigasyon ve diðer elektronik paketlerle ilgili, hem de bazý mekanik malzemeler açýsýndan ufak tefek deðiþiklikler yaptýk biz de.
Tekneyle yaptýðýnýz en uzun seyir hangisiydi?
- Marmara’yý, Çanakkale Boðazý’ný ve Ege’yi bir çýrpýda çok kez geçtik geldik; ama tam tur Karadeniz’le Cebelitarýk ya da Süveyþ çýkýþlarý bekliyor hâlâ... Kýsmet!
Denizde zorlu anlarýnýz oldu mu?
- Çook! Zorluk-tecrübe eðrilerim bazen kesiþti, buluþtu, bazen de hazýrlýksýz yakalandým! Aslýnda aradýðýmýz da biraz böyle bir þey deðil mi? Yoksa deniz kenarýnda ya da yakýnýnda bir yazlýk ev veya otel de, týpký diðer tercih sahiplerini aðýrladýðý gibi bizi de aðýrlar. Ama denizcilerin istediði bu olmasa gerek. Diðer alýþkanlýklara kýyasla görece zorluklara da sevdalýyýz biraz. O zorluklar ki, dinginliðin ve sükûnetin notalarýný yeniden anlatýr. Biz de daha iyi anlarýz þüphesiz, yeniden. Hayat da böyle güzel deðil mi zaten?
CAN, BEBEKLÝÐÝNDEN BERÝ TEKNEYE ALIÞKIN
Teknede genelde kimlerle vakit geçirmeyi tercih ediyorsunuz?
- Denizi sual etmesin yeter. Onun sunduðu her koþulla uyumlu olanlarla çok mutlu olurum! Baþlarda çöpçatanlýk yapardýk, hevesliydik. Ama artýk hazýr olsunlar istiyor insan. Hele bu tip kayýklarla ve biraz rüzgâr isteyen yolculuklar için baþka türlüsü zor! Geniþ banyolar, rahat kanepelerin ev sahibi bizler deðiliz. Bizim denizcilerin biraz izci ruhlu olmasý gerekiyor. Volkanik göllerin kenarýnda çadýr açmasa da, uyku tulumu giymiþ, kamp ateþi görmüþ, 1500-2500 metrelerden yýldýz saymýþ arkadaþlarý tercih ediyoruz, mümkünse!
Aileniz de tekne ve denizden keyif alýyor mu? Görev paylaþýmý var mý?
- Can, bebeklikten beridir alýþkýndýr. Arzum, dayanýklý sayýlýr ama zorlamamak gerekir! 3-4 bofor hava, 50-100 mil arasý seyir, onun sevdiði limitlerdir. Dümen, olaðanüstü koþullar yoksa serdümen aramýyor artýk! Malum teknolojiler bu görevi devraldýlar. Mutfak baðlantýlý iþleri paylaþýrýz ya da Arzum genellikle bize býrakmaz. Can, armayla henüz tanýþtý kuvvet açýsýndan. Bana gelince, çocuk ruhlu bir denizci olarak her iþi severek yaparým, hiç gocunmam.
Yýl içerisinde teknede çokça vakit geçirebiliyor musunuz? Nerelere gidersiniz genellikle?
- Deðiþiyor! Sahada yani film ya da dizi çekimlerinde olduðumuz zamanlar belirliyor bu durumu. Ama yýl ortalamasý üç ayý buluyor. Gitmeyi sevdiðimiz yerlere gelince... Aslýnda nereye gittiðin çok da önemli deðil! Çünkü bedenini nereye taþýrsan taþý, duygularýn tamam deðilse gittiðin yerin esiri olursun, farkýnda olmazsýn! Sevgili de, yaklaþýk 12 yýldýr Göcek’te kýþlýyor. O tarihlerde Marmara’ya gözlük düþürsek arkasýndan atlayýp atlamamak için bir düþünürdük. þimdi kollektörler ve sair tedbirler çok iþe yaradý tabii, suyun kirliliði azaldý. Yine de aþaðýya gidip gelmek akýl ve beden saðlýðýna iyi gelir!
GÖCEK GELECEÐE DAHA SAÐLIKLI BAKIYOR ARTIK
Türkiye’de sizi çok etkileyen kýyýlar oldu mu?
- Ayvalýk körfezinden baþlar, ýzmir, Bodrum, Datça yarýmadalarýnýn “Bir kýsrak baþý gibi” uzanýp kucakladýðý bütün körfezlerden geçer, Likya’ya kadar uzanan hatta her yer olur, hepsi ayrý bir keyif yaþatýr. Hisarönü-Yeþilova’da biraz daha uzun kalabiliriz. Limonata gibi, içtikçe yeniden arzular insan! Fethiye Körfezi ve elbette Göcek koylarý da yeni alýnan tedbirlerle geleceðe daha saðlýklý bakýyor artýk. Gerçi bu gibi önlemler bütün kýyýlarýmýz, körfezlerimiz, koylarýmýz için hayati önem taþýyor þüphesiz. Gökova’ya da dikkat etmek gerek!
Denizdeki seyri sevme nedeniniz böylesi bir yaþamýn size huzur veriyor oluþu mu? Yoksa tekneyle yarýþ fikrine de açýk mýsýnýz?
- Uzun süreli alarga vakitlerini, iki-üç saatlik seyirlerle bölerim her gün. Kalan zamanlarý da tüplü-tüpsüz dalýþlar, biraz sualtý ve su üstü fotoðrafçýlýðý, yazalým mý, çizelim mi yoksa okuyalým mý gibi lezzetlerle de tamamlamaya çalýþýyorum fani olma halini! Yarýþ meselesine gelince... Aslýnda Sevgili, gezi-yarýþ sýnýfýnda performans gösterebilecek bir tekne ama biraz doldu, son altý yedi yýldýr! Mürettebat kamarasýna baþ pervanesi, su yapýcý gibi ilavelerim oldu. Tüpler filan... Irgatým “Baba” bir ýrgattýr; zincir de hem 12’lik, hem de 120 metre civarýnda ki, marina dýþý gecelemelerde zaman zaman nasýl iþe yaradýðýna tanýk oldum. Suda duruþ dengesi için kýç aðýrlýklarým, iþim gereði de ses ve görüntü sistemleri ývýr zývýr var. Zaten yarýþ için bineceðimiz tekne de var arkadaþlarýmýzda... Yarýþ, biraz daha performans karinasý ve yelken donanýmý istiyor ki, keyifli ve hakikatli olsun.
Yelken ve deniz sevginizin film ve dizilerinize de yansýdýðý oluyor. “Bir Ýstanbul Masalý”nda Selim’i oynarken son bölümlerde tekneyle dünya turu için denize açýlýyordunuz. Sizin böyle bir hayaliniz var mý?
- “Bir Ýstanbul Masalý”nýn senaryosunu yazan arkadaþlarýmýz da denize düþkünlerdi. Bu sahneleri yazmak onlarý da, beni de rahatlatýyordu. Dünya turu meselesi ise yaklaþýk 10 senedir gündemde ama ha bu yýl, ha önümüzdeki yýl derken bir türlü olamadý. Elbette kararlýlýk devam etmekte ve fazla gecikmeden bir dönüp gelirim diye düþünmekteyim. Umarým kendimi kandýrmam!
Son olarak, denizi seven ama hâlâ uzaðýnda yaþayanlar için önerileriniz neler olabilir?
- Denizi seven ama hâlâ uzaðýnda yaþayan biri için mi? Hiçbir þey!
FÝLM ATÖLYESÝ BODRUM’A TAþINIYOR
2009 yapýmý “Aþkýn Ýkinci Yarýsý” filminin senaristi, yönetmeni, yapýmcýsý ve oyuncususunuz ayný zamanda. Filmdeki gibi bir sahil kasabasýna yerleþmeyi düþündünüz mü hiç?
- Bir film atölyemiz var. 18 yaþýna girdi geçen sene. Kýsmen kýyýya taþýmýþtým, Bodrum yarýmadasýnýn güneyine... Bu yýl da kalanýný taþýma ihtimalim yüksek. Nedeni de kýyýlarda, usul usul ve daha uzun vakitleri yaþamak için tetiklenen, tamamý bana ait duygular. Can’ýn okul düzenini altüst etmeden bir formül bulacaðýz sanýrým.
ÇERKEZ ETHEM’Ý OYNAYACAK
Yeni bir projeniz de var. Bir dönem Hollywood’da yapýmcý-yönetmen olan Muhittin ýzzet Kandur’un (Mohydeeen Izzat Quandour) Çerkez Ethem’in hayatýný konu alan filmi için çalýþmalara baþladýðýný biliyoruz. Çerkez Ethem nasýl bir proje?
- Milli mücadele için yakýnlarýna bile idam sehpasý kurabilmiþ biriyken son deðerlendirmelerini saðlýklý yapamamýþ ve egosuna teslim olmuþ bir liderdir Ethem Bey. Buna raðmen ciddi zararlar verebilecekken de güçlerini milli mücadele lehine daðýtmayý ihmal etmemiþtir. Açýkçasý, çok sinematografik bir kiþiliðe sahip... Dönem de müthiþ öyküler barýndýrýyor zaten.
Kýyýdaki yaþamlarý anlatan biri olarak, rolü tamamlamada kendi yaþantýnýzýn da etkisi olacaðýný düþünüyor musunuz?
- Gözlem ve deneyimlerimin katkýsý olur þüphesiz. Bu, öykülerin kimyasýna baðlý biraz da...