Gemilere Yol Gösteren Adam
Reklam
Reklam
Reklam
ALİ BOZOĞLU

ALİ BOZOĞLU

Gemilere Yol Gösteren Adam

08 Ekim 2009 - 22:36

GEMİLERE YOL GÖSTEREN ADAM : ORHAN KIZILDEMİR

Osmanlı İmparatorluğu' döneminde, 1755 yıllarında, Mısır'a ticaret malı götürmekte olan bir kalyon fırtınalı bir gece Kumkapı'da kayalara bindirmişti. Sadrazam Sait Paşa, olay yerine gitmiş, kurtarma çalışmalarına bizzat nezaret etmişti. O gün padişah III Osman'a "Eğer, o mahalde sur üstünde bir fener yapılıp her gece kandilleri yakılsa, açıktan geçen gemiciler ışığı görüp yollarını tayin ederler" demiş ve bunun üzerine padişah da Ahırkapı burnunun en uç noktasında bir fener yapılmasını emretmiştir. O yıllarda Kaptan-ı Derya olan Süleyman Paşa, Ahırkapı'da surun bir burcu üzerinde fener yaptırmış ve fenere hademeler, bekçiler yerleştir-miş, ayrıca yeter miktarda zeytinyağı da tahsis ettirmişti. Ahırkapı Feneri bugünkü haline 1857'de yeniden inşa edilerek kavuşmuştur.

Ülkemizde, fenerciliğin tarihi, genellikle, yukarıda anlattığımız hikâyeyle başlatılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğun da ilk fenerlerin, Tersane-i Amire tarafından 1839 yılından itibaren konulması için çalışmalar başlatılmıştır ama fenerlerin yapımı ancak Kırım Savaşı yıllarında gerçekleştirilmiştir." 1855'de Kırım Savaşı sırasında, Fransız ve İngiliz deniz kuvvetlerine bağlı gemilerin, İstanbul Boğazı'nın Karadeniz girişini görmeleri ve kolaylıkla Boğaz sularına girebilmeleri İçin, ilk olarak, bugünkü Anadolu ve Rumelifeneri köylerinin bulunduğu mevkilere birer fener yerleştirilmesiyle işe başlanmıştır. Bu iki fener 15 Mayıs 1856 günü. Çalışmaya başladı.  İmparatorluk kıyıları boyunca yani, Girit ve çevresindeki adalar, Makedonya kıyıları, Ege Adaları, İzmir Körfezi, diğer Ege kıyıları, Çanakkale Boğazı, Suriye, Marmara Denizi, Karadeniz kıyıları, Kızıldeniz çevresinde yer alan 205 kadar fener 1856-1904 yılları arasındaki 48 yıl içinde yapılmış ve hizmete girmişti. Osmanlı Devleti kıyılarında fener inşası ve işletme imtiyazı sözleşmesi, Avusturya, İspanya, İran, Rusya, Yunanistan ve Fransız devleti delegeleriyle birlikte, Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa tarafından, 20 Ağustos1860 tarihinde imzalandı. Böylece Azapkapı'da, bugün artık tamamen yok olan, Haliç Tersanesi'nin kapısının yanındaki binada, "Fenerler İdare-i Umumiyesi" adıyla imparatorluk kıyılarındaki fenerleri yöneten işletme kurulmuş oldu. Merkez şubesi müdürü ve mühendisleri Fransız, tek-nisyenleri ise İstanbullu Levantenlerdi. Fener bakıcıları, bölge fener memurları ve hizmetliler ise Türklerdi. Fenerler İdaresi oluştuktan sonraki ilk fenerler süratle kurulmaya başlandı. 15 Ağustos 1861'de Kuruçeşme, Kandilli, Rumelihisarı (Kayalar), Kanlıca, Yeniköy, Tarabya, Umuryeri (Beykoz-Süt1üce arası) bankı ve Anadolukavağı fenerleri hizmete girdi. Böylece o sıralarda faaliyete geçen Şirket-i Hayriye gemileri de geceleri güvenle seyir yapabilme imkânına kavuşmuş oldu Fenerler İdare-i Umumiyesi Müdürlüğü, 1937 yılı sonuna kadar de-vam etti. 1 Ocak 1938 gününden itibaren, Fransızların imtiyaz ve yönetiminde olan Fenerler İdaresi, Nafıa Vekili (Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya tarafından, Türkiye Cumhuriyeti devleti Adına 3302 Sayılı kanunla Fransızlardan satın alınıp rnillileştirildi. Fenerler İdaresi o dönemde kurulan Denizbank Umum Müdürlüğü'ne devredildi.1942 yılında Devlet Limanları Umum Müdürlüğüne, 1944 yılında Devlet Denizyolları ve Limanlar Umum Müdürlüğü'ne 1952 yılında Denizcilik Bankası T.A.O’na 1983 yılında Türkiye Denizcilik Kurumu’na 1984 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri bağlanmıştır.  1997 yılında ise yeni kurulan Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma işletmeleri Genel Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. 

 Bu gün ülkemiz kıyılarında değişik tip ve özelliklerde Karadeniz’de 103,İstanbul Boğazında 38, Marmara Denizinde 64,Çanakkale Boğazında 28 Ege Denizi’nde 106 Akdeniz’de 89 olmak üzere toplam 428 adet deniz feneri vardır. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen 1940’lı yıllara kadar kendi teknolojimizle inşa ettiğimiz fener yoktur.1940 yılından önce yapılan fenerlerin hemen hemen tamamı Fransız Fenerler İdaresi tarafından inşa edilmiştir. 

1938 yılında Fenerler imtiyazı Fransızlardan alınınca bu işe muhalefet edenler biz deniz feneri yapamayız hem teknik bir iştir. Hem de zor bir inşaattır bazen inşaatın önemli bir kısmını deniz içerisinde yapacaksın ki buda bilgi tecrübe isteyen bir iştir. Onun için biz Fener İnşaatı yapamayız çok girintili çıkıntılı olan kıyılarımız da seyir emniyeti açısından daha çok fenerler yapmak lazımdır. Bu bakımdan fenerlerin önemi çok büyüktür.  Bu işi yapacak ne müteahhidimiz vardır ne yeterli bilgi nede yeterli bir sermaye vardır. İşte bu sırada1945 yılında henüz otuz yaşlarında olan Bir genç çıkıyor diyor ki ben bu fenerleri yaparım Bu genç Orhan Kızıldemir’dir. Orhan Kızıldemir: 1914 yılında İstanbul’da doğmuş, en büyük hayali denizci olan babası gibi denizci olmak. Çok küçük yaştan itibaren Babasının yanında seferlere gide gele denizle tanışmış adeta denize aşık olmuştur. Bunun için Heybeliada’daki Deniz lisesine girmek istemiş çeşitli nedenlerle girememiş. İstanbul Erkek Lisesinin yolunu tutmuş. Buradan sonra’da İstanbul Üniversitesi Coğrafya Fakültesine girmiş ve buradan mezun olmuştur. Okul bitimi askerlik derken içinde ki deniz aşkı ile 1945 yılında Bütün birikimini riske ederek Devletin açtığı Finike Feneri inşaatına girmiş ve Finike fenerinin yapmıştır. Bu Fener Fenerler İdaresinin millileştirilmesi sonunda ilk defa Türk Mimar ve Mühendislerince çizilip projelendirilen ve bir Türk firması tarafından inşa edilen ilk fenerdir. Bu fenerin inşa edildiği tarihte Türkiye’ye bir bakacak olursanız Avrupa’da devam eden savaş nedeni ile yokluklar içerisinde bulunmaktadır. Ekmek karne ile verilmektedir. Ülkede yakacak 1 litre gaz bile yoktur.  O yokluklar içerisinde bu feneri yapmak için olağanüstü bir emek sarf etmiştir. Paranız var ancak ortada alınacak bir mal yok Orhan Kızıldemir yaptığı bütün fenerlerin yapım aşamalarını tarihe ışık tutmak ve tecrübelerini bir sonraki nesillere aktarabilmek için fotoğraflamıştır. Ancak bu fenerin de resmini çekmesine rağmen filmi bastıracak kâğıt bulunmadığı için filmin banyo edilmiş eski tabirle arabı vardır.  Bu fener 1975 yılında Finike- Antalya yolunun geçmesi nedeniyle bu gün kullanılmamaktadır. Fener binası Tabiat Varlıkları kurulunca koruma altına alınarak bir kültür ve tabiat varlığı ilan edilmiştir. İçinde çok derin vatan sevgisi olan bu insan bu sevgisini Babasından almaktadır. Baba Ahmet Kızıldemir 1302 (1886) yılında Bursa’da doğmuştur. Denizciliğe merak sarar ve Yüksek Denizcilik Okuluna girer çeşitli nedenlerle son sınıfından ayrılır. Ama içindeki deniz sevgisi hiç bitmez meslek olarak denizciliğe devam eder çarkçıbaşı ehliyeti ile gemilerde çalışmaya başlar. Balkan Savaşı. 1.Dünya Savaşı derken işgal olunan ülkesini kurtarmak için üzerine düşen görevi yapar. Ailesini İstanbul’da bırakarak Karadeniz Ereğli’sine gider burada bir vesile ile bulunan Gazal Römorkörü’nün kaçırılmasında etkin rol oynar ve römorkörün çarkçıbaşı olur. Rusya’dan Samsun’a, Trabzon’a silah ve mühimmat taşır İstiklal savaşının kazanılmasında önemli rol oynar. 7 Ekim 1922 günü Cephane, silah ve asker sevkiyatında hizmet gören gazal römorkörü Karadeniz de karakol görevi çıkartılmış hem düşman hakkında keşif yapacak hem de Romanya’dan malzeme getiren düşman gemilerinin önünü onları batıracak bunu da uzun zamandır kullanılmayan tek topu ile yapacaktır. Yoluna çıkan yunan gemisinin önünü keserek gemiyi esir alırlar. Geminin adı Urania’dır. (Savaş sonunda Seyr-i Sefain idaresine verildi adı Samsun oldu 1927 yılında Kırzade Şevki Bey tarafından satın alınarak adı Galata oldu.)    Ömrü hep denizlerde geçen Ahmet Kızıldemir Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi’nde başlayan çalışma hayatı 13.07.1951 tarihinde Devlet Denizyolları ve Limanları Genel Müdürlüğü’nde sona erer. 1967 yılında Vefat eder. 

ORHAN KIZILDEMİR’İN İNŞA ETTİĞİ FENERLER VE İSKELELER

ALANYA FENERİ   

1948 yılında Osmanlı İmparatorluğu sırasında 1880 yılında Fransızlar tarafından inşa edilen ve Akdeniz’de seyreden gemiler için rota feneri olan Alanya Feneri’nin lojman inşaatını yapmıştır. Alanya Kalesinin burçları üzerinde bulunan fener denizden yüksekliği 209 metre olup kule yüksekliği 6 metredir.

1949 Yılında Edremit Akçay Karaburunda inşa edilen kazıklı temel sistemine göre inşaatı yapılan betonarme Karaburun feneri Karaburun Fenerin açılış töreninde yapılan gösteriler.

1950 yılında 01.01.1880 yılında Fransızlar tarafından yapılan Bodrum Feneri’nin rıhtımını tamir ve takviye edilerek, anrojman blokları takviyesi inşaatını yapar Fenerin yüksekliği 6 metre olup denizden yüksekliği 8 metredir.


1951 yılında Karaada’da Karaada fenerini inşa eder Fener yüksekliği 8 metre olup denizden yüksekliliği 15 metredir. Fener 01.01.1952 yılında hizmete girmiştir. Yine aynı yıl içerisinde Mandalya Körfezinde inşa edilen Güllük feneri ile Farelye Tavşan adası fenerlerini inşa eder
Orhan Kızıldemir’in inşa ettiği Güllük ve Farelye fenerleri inşaatın yapıldığı yıllardaki görevlilerle resmi
             
Orhan Kızıldemir’in 1951 yılında inşa ettiği Datça İmceburun feneri ile Ataadası fenerleri

1953 yılında inşa edilen Şarköy İnce burun feneri fenerin yüksekliği 10 metre olup denizden yüksekliği 32 metredir.

1953 yılında fener inşa bölgesi Ayvalık’tır. 6 adet Sehpa sistemine göre Kanal Fenerleri inşa edilir. Fenerler eski fenerlerin yanına inşa edilir. Ayrıca Karada inşa edilen Rovley burnu feneri’de bu tarihte inşa edilmiştir.
Fenerler ile Orhan Kızıldemir ve arkadaşlarının resimleri

1955 yılında ise üzerinde esaslı tamirat yapılarak etrafı demir putrellerle spring sistemi usturmaça ile çevrilen Karabiga Vapur İskelesi bakım ve onarım inşaatı yapar.  Resimde Karabiga İskelesinin tamir. Bakım ve Onarımı ve Orhan Kızıldemir arkadaşı ile tamir bakım ve onarım bittikten sonra iskelenin üstünde

1963 yılında Marmara takımadalarından olan Ekinlik adası karşısındaki Hayırsız ada’da Nervürlü sisteme göre Ekinlik feneri ve sis düdüğü binasını, yapar

Ada’ya motorla gelinir bir sorun yoktur ancak kıyıdan inşaatın yapılacağı yere malzeme taşımak ise büyük sorundur. Bu sorun halledilir malzemeler inşaat alanına Eşekler ile taşınır.

1964 yılında çift 26’lık 13 putrel üzerine sehpa sistemine göre Çanakkale Kilye Fenerini inşa eder. Fenerin boyu 6 mt. Denizden yüksekliği ise 7 mt Kilye Feneri’nin inşaat aşaması ve malzeme naklini gösteren resim


1967 yılında Orhan Kızıldemir Çanakkale’de Zincirbozan mevkiinde yapılacak olan deniz fenerinin ihalesini alınca kendisinden birkaç yaş küçük olan mahalle arkadaşı Kaptan Namık Assena ile konuşur. Kaptan Namık Assena Zincirbozan bizin için çok tehlikeli bir yerdir öğle bir fener yap ki biz bu fenerden teğet geçelim emniyetli bir şekilde seyrimize devam edelim der. Ve Orhan Kızıldemir Zincirbozan’da Kaptan Namık Assena’nın istediği gibi feneri inşa etmek için çalışmalara başlar. Çardak koyunda şantiye kurulur. Malzemeler şantiye’ye deniz yolu ile getirilir.
Sonra fenerin üzerine konulacağı kason’un inşaatına başlanır. Kason inşaatı 30 Eylül 1967 tarihinde bitirilerek de denize indirilir.

Çardak koyundan inşa edilen kason 30.09.1967 tarihinde motorlar ile çekilerek Zincirbozan mevkiine getirilip 01.10.1967 tarihinde saat 06.00 sularında batırıldı. Batırılan kason’a 6 adet çift NP putreller çakılarak denize tespit edildi. 1968 yılının Ekim ayları başlarında Kason üzerine fener kaidesi yapmak için betonarme demiri döşendi. Ve çalışmalara başlandı. Çalışmalar 16.03.1969 tarihinde bitirildi. 1969 yılının Nisan ayında Fener cihazı montajı yapıldı. 1969 yılının Mayıs ayı içerisinde tamamıyla işletmeye açıldı. 

1969 yılında Tekirdağ Vapur İskelesi esaslı bir şekilde takviye yapılarak güçlendirilmiştir.

1969 yılında Çeşme Döküntütaş Feneri önce tespit edilen mevkie taş ile doldurularak dip kayalar üzerine 1,5 m derinliğinde 6 metre çapında dip kayalara açılan deliklere ankre edilen 26’lık yuvarlak demir konularak ve beton dökülerek kason inşaatı tamamlandı. Fener Kulesi kaidesi yapıldı kalıplar yapılarak betonunun dökülmesi suretiyle Fener Kulesi inşaatı Mayıs 1971 tarihinde bitti. Fener cihazı montajı yapılarak Haziran 1971 tarihinde işletmeye alındı.

Orhan Kızıldemir, Son fenerini ise kendisini emekli ettiği 1980 yılında evinin çatısına yaparak, kendi kabuğuna çekilir.

Tüm zamanını Türk Denizcilik tarihin araştırmalarına vakfeder.

Bu konuda 2 kitabı ile sayısız makaleleri vardır. 

Orhan Kızıldemir, Türk denizcilik tarihine tanık olan ayaklı bir arşivdir.

O, birçok gemiyi adıyla, yapıldığı yılıyla birlikte biliyordu.

Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi denizcilik tarihine ışık tutacak binlerce fotoğraf, kitap, bilgi ve belgeyi elinde bulunduran Kızıldemir ömrünün son demlerinde bitirmeye çalıştığı ‘Türk Denizcilik Tarihi’ kitabını rahatsızlığı ve denizcilik camiasının yeterli ilgi göstermemesi nedeniyle yarım bırakmak zorunda kalmıştır.

Orhan Kızıldemir bilgisini ve görgüsünü bir sonraki nesile aktarmak için tüm inşa ettiği başta fenerler olmak üzere diğer binaların inşaat aşamasında resimlerini çekmiş neyi nasıl yaptığı resimlerin yanına yazmıştır.   

Orhan Kızıldemir’in Arşivi Defav Vakfı Başkanı Kaptan Saim Oğuzülgen, Genel koordinatörü. Kaptan Engin Yücel ve Defav vakfının Onursal Başkanlarından Kaptan Namık Assena’nın maddi ve Manevi yardımları ile benim ve Yard. Doç. Murat Koraltürk tarafından resimler taranarak diğer belgelerin ise kopyaları alınarak Defav Vakfı bünyesi içerisinde araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.

Buna benzer bir çalışmada Deniz Tarihçisi Yazar Gazeteci Eser Tutel’in arşivi içinde yapılmaktadır.

Çalışmaların son safhasına gelinmiştir. Bu arşivlerin Defav Vakfı tarafından saklanmasında bizlere yardımcı olan Orhan Kızıldemir’in Kızı Nilüfer Baygo’ya Eser Tutel’in eşi Necla Tutel’e çok teşekkür ederiz.

17 Ağustos 2008 tarihinde kaybettiğimiz bu büyüğümüzü rahmet ve minnetle anıyoruz. Nur içinde yatsın

 

 

Bu yazı 2866 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

denizhaber.com