Reklam
Reklam
İSMAİL DEMİR

İSMAİL DEMİR


IMO LEG 102. Dönem Toplantıları

03 Haziran 2015 - 14:26

ULUSLARARASI DENİZCİLİK ÖRGÜTÜ HUKUK KOMİTESİNİN 102. DÖNEM TOPLANTISININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Doç. Dr. İsmail DEMİR*

I. GİRİŞ

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO: International Maritime Organization) Hukuk Komitesi’nin (Komite) 102. Dönem Olağan Toplantısı, 14.4.2015 ilâ 16.4.2015 tarihleri arasında Londra’daki IMO Merkezinde Ganalı Dr. Kofi Mbiah başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan KARAN ile aynı anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. İsmail DEMİR birlikte katılmışlardır.

II. GÜNDEM KONULARI

  1. 2010 Tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasına İlişkin Zararlardan Sorumluluk ve Tazminata   Dair Milletlerarası Sözleşme’nin (2010 HNS) Yürürlüğe Girmesinin Kolaylaştırılması ve Uyumlu Uygulanması   

2010 HNS Yazışma Grubunun faaliyetleriyle ilgili olarak Yazışma Grubu Koordinatörü Kanadalı Mr. François Marier tarafından Komite’ye LEG 102/3 simgeli bir belge sunulmuş, oluşturulan “http:/hnsprotocol.wordpress.com” isimli web adresi yoluyla Yazışma Grubu’nun; gerek devletler, gerekse gözlemci delegeler tarafından fikirlerin ve en iyi uygulamaların paylaşılacağı, Sözleşme’yi güçlendirecek çözümlere dair işbirliğinin yapılacağı ve Sözleşme’nin yürürlüğünün kolaylaştırılacağı bir forum olacağı belirtilmiştir.

Komite, Nairobi Enkaz Kaldırma Sözleşmesi’nin 14.4.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, 2010 HNS’nin getireceği faydalara rağmen yürürlüğe girmemesi sebebiyle küresel sorumluluk ve tazminat sözleşmelerinde mevcut hukuk boşluğunun ise doldurulamadığı hususunda bilgilendirilmiştir. Ayrıca başta Kanada ve Danimarka olmak üzere muhtelif devletler tarafından 2010 HNS’in yürürlüğüne dair millî hukuklarda gerçekleştirilen çalışmalara dair bilgiler verilmiştir. Yazışma Grubu Koordinatörünce devletlerin 2010 HNS’i onaylamaları ve yürürlüğe koymalarına ilişkin statülerini gösteren bir cetvel hazırlaması sebebiyle Türkiye’ye teşekkür edilmiştir.

Yazışma Grubu Koordinatörü tarafından Komite’ye LEG 102/3/1 simgeli belge sunulmuş, bu belgenin ekinde yer alan ve IMO, Milletlerarası Petrol Kirliliği Tazmin Fonları Sekretaryası ile Milletlerarası Tanker Malikleri Kirlenme Federasyonu tarafından müştereken hazırlanan “HNS Sözleşmesini Anlama” (Understanding the HNS Convention) isimli çalışma hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Sözleşme’nin nasıl yürürlüğe gireceği ve uygulanacağına dair bir rehberlik sağlamaktan ziyade temel kamu politikası niyet ve amaçları üzerinde yoğunlaşmak suretiyle Sözleşme’yi güçlendirmektir. Müzakerelerin sonunda Komite, aşağıdaki kararları almıştır:

  1. Sözleşme hükümleri bir hayli karmaşık olduğundan, onaylanması ve yürürlüğe girmesi için uluslararası düzeyde koordine edilmesi gereken bir yaklaşım gereklidir.
  2. Komite’nin gelecek toplantısına kadar Yazışma Grubunun yetkisi, Komite’nin 102. Dönem Toplantı sonuç raporuna ekli bulunan 2 numaralı ekinde belirtildiği şekilde genişletilmelidir.              
  1. Deniz Kazası Olaylarında Gemi Adamlarına Adil Muamele Yapılması

Gemi adamlarına adil muamele yapılması meselesi üzerindeki müzakereler, Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu, Uluslararası Gemi Kaptanları Dernekleri Birliği, Uluslararası Denizcilik Komitesi ve Uluslararası Gemi Yönetimi Endüstrisi Ticaret Birliği’nce müştereken hazırlanan LEG 102/4 simgeli belge çerçevesinde yürütülmüştür.

Uluslararası Taşıma İşçileri Federasyonu tarafından sunuşu yapılan LEG 102/4 simgeli belgede “2006 Tarihli Bir Deniz Kazası Olayında Gemi Adamlarına Adil Muamele Yapılmasına Dair Rehber Kurallar”a (Rehber Kurallar) ilişkin üye devletlerden gelen görüş ve cevapların analizine dair açıklamalar yer almaktadır. Müzakerelerde Uluslararası Gemi Adamları Hakları Örgütü’nce bu incelemeye ait analizlerin detayları verilmiş ve Rehber Kurallar’ı uygulamaya koymak için yardım talebinde bulunan üye devletlere IMO Teknik İşbirliği Komitesi’nin teknik destek sağlamasını değerlendirmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Konuya ilişkin olarak Komite, aşağıdaki sonuçlara ulaşmıştır:

  1. Mesele, gemi adamları için önemlidir; bu sebeple Komite’nin çalışma programında yer almalıdır.
  2. Komite, özellikle gelişmekte olan ülkeler bakımından Rehber Kurallar’ın uygulamaya konulması hususunda rehberlik yapmalıdır.
  3. Teknik İşbirliği Komitesi’nce insan hakları meseleleri de dikkate alınarak gemi adamlarının koşullarını düzeltecek Rehber Kurallar’ın geniş bir ölçekte uygulamaya konulmasını kolaylaştırmak için gerekli teknik destek ve yardım sağlanmalıdır.
  4. Gemi adamlarını hedef alan ve onlara cezai müeyyideler yükleyen mevzuatın kademeli şekilde yürürlükten kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
  5. Diğer devletlerin yürürlüğe koyma çalışmalarına yardımcı olmak üzere Rehber Kuralları zaten uygulamakta olan devletlerin kendi kanunlarının tercüme edilmiş metinlerini söz konusu devletlere göndermeleri faydalı olacaktır.
  6. İstatistiklerin toplanmasıyla alakalı olarak limanlardan veriler elde edilmelidir.
  7. Devletler, gemi adamlarının Rehber Kurallar’ın ihlal edildiğini bildirmeleri için irtibata geçebilecekleri kişilerin isimlerini büyükelçiliklerine verme konusunda teşvik edilmelidir.
  8. Gemi adamlarına daha fazla eğitim verilmeli ve haklarının farkında olmaları sağlanmalıdır.
  9. Komite, Rehber Kurallar’ın süratle yürürlüğe girmesini desteklemektedir ve bu açıdan Teknik İşbirliği Komitesi, Deniz Güvenliği Komitesi ve Kolaylaştırma Komitesi’ne bu oturumdaki tartışmaların sonuçlarını bildirecektir.     
  1. Deniz Haydutluğu

Sekreterlik Komite’ye LEG 102/5 simgeli bir belge sunmuştur. Bu belgede 23.9.2014 ilâ 26.9.2014 tarihleri arasında Addis Ababa’da gerçekleştirilen ve IMO tarafından koordine edilen toplantıda Kampala Süreci’nin üyeleri tarafından yapılan müzakerelerin sonuçlarına dair açıklamalara yer verilmektedir.

IMO Genel Sekreteri Özel Danışmanı tarafından Komite’ye Sekretarya’nın deniz haydutluğuna karşı yürütmüş olduğu girişimlerin mevcut durumu hakkında aşağıdaki bilgiler verilmiştir:   

  1. IMO Proje Yürütme Birimi’nin başarılı görev süresi dolmuş olmasına rağmen Kod’un veya Cibuti Görev Fonu’nun çalışması bundan etkilenmemiştir.
  2. IMO Sekretaryası, Cibuti Yürütme Kodu ve daha kapsamlı deniz emniyeti ve ilgili projelerin yürütülmesini desteklemeye devam edecektir. 
  3. Ticaret gemileri, IMO rehber kurallarını ve en iyi yönetim uygulamalarını uygulamaya devam ettikleri sürece, bölgedeki deniz haydutluğu olayları kapsam dâhilinde olacaktır.
  4. 2010’dan itibaren az bir ilerleme kaydetmesine rağmen, Somali Deniz Sektörünü güçlendirmede Kampala Süreci’nin çalışması devam etmiştir.
  5. IMO tarafından da desteklenen Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Bürosu’nun kapasite geliştirme programları, Somali ve daha geniş bölgede mevzuat ve hukuki kapasitenin iyileştirilmesinde önemli ilerlemeler sağlamıştır.
  6. Somali’yle ilgili olarak, IMO’nun asıl odak noktası, deniz haydutluğuna bir alternatif olarak sürdürülebilir istihdam fırsatları yaratma amacıyla, Teknik İşbirliği Komitesi’nin denetimi altında yoğun kapasite geliştirme yoluyla denizcilik sektörünü geliştirmeye yardımcı olmaktır.
  7. Gine Körfezi’yle ilgili olarak, genel olarak deniz haydutluğu tehdidine karşı koymak ve deniz güvenliği gücünü geliştirmek için bir ilerleme sağlanmaktadır. IMO’ya bildirilen gemilere karşı deniz haydutluğu ve silahlı soygun olaylarının sayısı azalmaya devam etmektedir. Sekretarya, masa üstü uygulamalar ve hukuki çerçeveyi geliştirmeye yönelik yardımlar dâhil bölge için bir stratejiyi uygulamaya koyma süreci içinde çalışmalarını sürdürmektedir.         

Bu arada üye devletler, MSC-FAL.1/Circ.2 simgeli belgenin ekinde yer alan ve gemilerde çalıştırılmak üzere kendileriyle sözleşme yapılan silahlı güvenlik personeliyle ilgili liman ve kıyı devleti koşullarına dair bilgiye ilişkin anketi doldurmak ve ilk fırsatta IMO’ya bu bilgileri sunmak için teşvik edilmişlerdir.   

  1. Sözleşmelerin ve Hukuk Komitesi Çalışmaları Sonucu Kabul Edilen Diğer Anlaşma Belgelerinin Statülerinin İncelenmesi

Komite, milletlerarası sözleşmeler ve kendi çalışmaları sonucu kabul edilen diğer belgelerin statüleriyle ilgili olarak LEG 102/8 ve LEG 102/WP.2 simgeli belgeleri görüşmüştür. Bu enstrümanların onaylanmaları ve yürürlüğe konulmaları hakkında muhtelif delegeler, aşağıdaki bilgileri sunmuşlardır. 

  1. Japonya delegesi, Japonya’nın 10.10.2014 tarihi itibarıyla 2004 Balast Suyu Yönetimi Sözleşmesi’ne katıldığını ve Sözleşme’nin yürürlüğe girebilmesi için Dünya Ticaret Filosu gros tonajının halen yaklaşık % 2’sine gerek bulunduğunu belirtmiştir.
  2. Bruni delegesi, Bruni’nin MARPOL’ün özellikle III ve V numaralı eklerini kabul etmek üzere önemli ilerlemeler sağladığını ve MARPOL 1997 Protokolü ile OPRC 1990’ın onayına yönelik gerekli sürecin başlatıldığını bildirmiştir.   
  3. Yunanistan delegesi, 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Sorumluluğun Sınırlandırılması Hakkında Milletlerarası Sözleşme’nin (1976 Sözleşmesi) 2012 değişikliklerinin iç hukuklarına aktarılması hususunda önemli ilerlemeler kaydettiklerini, keza 2007 Nairobi Sözleşmesi’nin onayına yönelik olarak da bir hayli ilerleme sağlandığını belirtmiştir.
  4. Danimarka delegesi, Denizde Yasa Dışı Eylemlerin Bastırılmasına Dair Sözleşme ve Kıta Sahanlığında Yer Alan Sabit Platformların Emniyetine Dair Protokol’ün (SUA Sözleşmesi ve Protokolü) tadillerine dair 2005 Protokollerinin onaylanması yönünde önemli gelişmelerin sağlandığını, Hükümetin 2012 Cape Town Anlaşmasının onaylanması sürecini başlattığını ve bildirim gereklerine dair düzenlemeler dâhil olmak üzere 2010 HNS Protokolü’ne dair millî mevzuatı kabul ettiğini belirtmiştir.
  5. Kanada delegesi, parlamentonun 2010 HNS Protokolü ve bildirim gereklerine ilişkin düzenlemeyi kabul ettiğini belirtmiştir.
  6. Kenya delegesi, parlamentonun 2001 Bunker Sözleşmesi, 1976 Sözleşmesi ve bu Sözleşmenin 1996 Protokolünü onayladığını belirtmiştir.
  7. Etiyopya delegesi, Hükümetin Yük Hatları Sözleşmesi, SUA Sözleşmesi ve Protokolü ile MARPOL Sözleşmelerini onaylama sürecini sürdürdüğünü belirtmiştir.

Komite, üye devletleri taraf olmadıkları IMO Sözleşmelerini ilk fırsatta onaylamaları yönünde teşvik etmiştir. Yine bazı devletler, 1976 Sözleşmesi’nin 2012 tadillerinin yürürlüğe girmesi amacıyla 1976 Sözleşmesi’nin 1996 Protokolü’ne taraf olunmasının önemine işaret etmişlerdir. Ayrıca Komite, ilgili IMO Sözleşmelerinin etkili ve yeknesak olarak uygulanması amacına ulaşmaya doğru üye devletlerin birbirleriyle ortaklaşa çalışmalarını, tavsiye ve kılavuzluk için Komite’ye uygulama önündeki engelleri bildirmelerini önermiştir.    

  1. Sınır Aşan Kirlenme Zararları

Müzakerelere başlarken Danimarka delegesi, sınır aşan kirlenme zararlarına dair oluşturulan gayri resmî çalışma grubunun 13.4.2015 tarihinde IMO Merkezinde gerçekleştirilen toplantısı hakkında Komite’ye bilgi vermiştir. Bu toplantının amacı, sınır aşan zararlarla ilgili olarak bir örnek bölgesel veya karşılıklı düzenleme ya da sözleşme taslağının tartışılması ve geliştirilmesidir.

Danimarka delegesinin sözlü açıklamalarını müteakip Latin Amerika Deniz Hukuku Enstitüsü’nün gözlemci delegesi, Komite’ye kıyı ötesi deniz yatağı mineral kaynaklarının çıkartılması faaliyetlerini düzenlemek için çeşitli girişimlerin tarihi incelemesini içeren LEG 102/11 simgeli bir belge sunmuştur. Bu delege, söz konusu faaliyetler dolayısıyla ortaya çıkan risklere temas etmek üzere IMO nezaretinde yeni bir milletlerarası sözleşmenin gerekli olduğunu ileri sürmüştür.

Ancak Komite, meselenin daha önce karara bağlandığını, Stratejik Planın 7.2 maddesinde değişiklik yapılmasının uygun görülmediğini gerekçe göstererek bu öneriyi reddetmiş, söz konusu gözlemci delege tarafından sunuşu yapılan belgenin sadece bilgi verme amacına yönelik olduğunu belirtmiştir. Komite şu kararlara ulaşmıştır:

  1. Çalışma Grubunun koordinatörleri olarak Endonezya ve Danimarka delegeleri, yapılan yorumları da dikkate alarak karşılıklı ve bölgesel anlaşmalara dair rehber kuralların geliştirilmesi üzerindeki çalışmalara devam edecektir.
  2. Model olabilecek bir karşılıklı ve bölgesel anlaşmaya ulaşılabilmesi için üye devletler, Sekretarya’ya mevcut sözleşme örneklerini göndermelidirler.
  3. Bu amaçla üye devletler ve gözlemci delegeler ile çalışma grubu koordinatörleri arasındaki işbirliğinin sürdürülmesi önem taşımaktadır.
  1. Yabancı Gemilerin Cebri İcra Yoluyla Satışı ve Tanınmasına Dair Taslak Milletlerarası Sözleşme  

Uluslararası Denizcilik Komitesi temsilcisi tarafından Komite’ye Uluslararası Denizcilik Komitesi’nin Hamburg’da 17.6.2014 tarihinde gerçekleştirilen 41. Uluslararası Konferansı Genel Kurulu’nda onaylanan “Yabancı Gemilerin Cebri İcra Yoluyla Satışı ve Tanınmasına Dair Taslak Milletlerarası Sözleşme”nin gerekçe ve muhtevasını içeren LEG 102/11/2 simgeli belge sunulmuştur.

Müzakereler sonucunda Komite, prensip olarak sunulan belge içeriğini reddetmemiş, ancak yeni bir milletlerarası sözleşme için zorlayıcı bir ihtiyacın mevcudiyeti ile Komite’nin gerçekten konu üzerinde daha fazla çalışma yapmaya uygun bir yer olup olmadığının belirlenmesinin gerekli olduğuna karar vermiştir. Bu amaçla, Komite, Uluslararası Denizcilik Komitesi’nden gelecek toplantıya daha fazla ve daha uygun ayrıntılar sunmasını istemiş, Sekreterliğin uygun olduğu takdirde Birleşmiş Milletlerin diğer organlarıyla birlikte hareket etmesini önermiştir.    

  1. 1971 Fon Sözleşmenin Yürürlükten Kalkmasından Sonra Katkılara Dair Sorumlulukla İlgili 1971 Fon Sözleşmesi ve 1992 Fon Sözleşmesi’nin Yorumu

Konuya ilişkin olarak İngiltere delegesi tarafından iki farklı yorumu ihtiva eden LEG 102/11/3 simgeli bir belge sunulmuştur. Sorun, 1971 Fon Sözleşmesi’nin yürürlükte olduğu dönemde meydana gelen bir olay dolayısıyla bu Sözleşme’nin sona ermesinden sonra katkı sağlayıcıların sorumluluklarının devam edip etmeyeceğine ilişkindir.

Konuya dair delegelerce muhtelif görüşler ileri sürülmüş, sonuçta Komite; açık yorum yapılması hususunda bir istek olmakla beraber 1992 Fon Sözleşmesi’ne Taraf Devletlerin esasen Sözleşmeyi yorumlamaları gerektiğine ve Komite’den ziyade 1992 Fon Genel Kurulu’nun mesele üzerinde müzakere yapacak daha uygun bir organ olduğuna karar vermiştir. Ayrıca 1971 Fonu ilga edildiğinden bu tür bir yorum meselesinin çözüme kavuşturulması hususunda acil bir ihtiyaç bulunmadığı belirtilmiştir.   

  1. 1992 Hukuki Sorumluluk Sözleşmesi ve HNS Sözleşmesine Göre Sertifikaları Düzenleme Yetkisinin Devri

Konuya dair Fransa delegesi tarafından LEG 102/11/5 simgeli belgenin sunuşunu müteakip Komite; 1992 Hukuki Sorumluluk Sözleşmesi ve HNS Sözleşmelerinde açık hükümler bulunmamakla beraber bu sözleşmelere göre sigorta sertifikalarını düzenleme yetkisinin devrinin mümkün olduğuna, ancak gelecek oturumda mesele üzerinde daha fazla müzakere yapılmasının gerekli olduğuna karar vermiştir.  

  1. IMO’nun Kabul Ettiği Bazı Uluslararası Sözleşmelerin Tadil Usulünü Düzenleyen Mevcut Hukuki Rejimin Gözden Geçirilmesi İhtiyacı

Bu gündem maddesine ilişkin olarak İran delegesi tarafından Komite’ye LEG 102/11/6 simgeli bir belge sunulmuştur. Bu delege, özellikle Deniz Güvenliği Komitesi ve Deniz Çevresinin Korunması Komitesi’nce zımni kabul usulüne uygun olarak kabul edilen sözleşme değişikliklerine dikkat çekmiş, bu tadilatların bütün IMO belgeleriyle uyumlu olmadığını belirterek Sekreterliğin uyumu sağlayacak önerileri rehber kurallar formatında hazırlamasının uygun olacağını ileri sürmüştür.

Komite, konuya dair rehber kurallar hazırlanması önerisini büyük çoğunlukla uygun görmemiş, her bir sözleşmenin kendi özel koşullarının bulunduğuna ve tadilat meselesinin 1969 tarihli Viyana Sözleşmesi hükümlerine paralel olarak Taraf Devletlere bırakılmasının en iyi yol olduğuna karar vermiştir.  

  1. Deniz Yoluyla Gerçekleştirilen Emniyetsiz Karma Göç Meselesi    

Deniz yoluyla gerçekleştirilen emniyetsiz göç meselesine ilişkin olarak Sekretarya tarafından Komite’ye LEG 102/INF.3 simgeli bir belge sunularak 4.3.2015 – 5.3.2015 tarihleri arasında IMO merkezinde gerçekleştirilen kuruluşlar arası yüksek seviye toplantısının sonuçlarına dair bilgiler verilmiştir.

Komite, toplantının amacının Birleşmiş Milletlerin organları, uluslararası örgütler, devletler haricindeki örgütler, devletler ve denizcilik endüstrisi arasındaki diyaloğu kolaylaştırmak, geliştirilmiş işbirliği ve uyumu desteklemek olduğunu belirtmiştir.

Komite, özellikle arama ve kurtarmaya ilişkin hukuki rejimlerin alışılmamış durumlara cevap verebilecek nitelikte olmasını sağlamak için “tehlike” (distress) kavramının tanımı ve yorumlanması dâhil olmak üzere arama kurtarma mevzuatının gözden geçirilmesi çalışmalarını yürütürken IMO’nun bu meseleyle daha fazla ilgili olmasını desteklemiştir.

Malta delegesi, Danimarka delegesinin desteğiyle, mevcut hukuki rejim ve denizde göçmenlere dair söz konusu sıkıntılı duruma çare bulmak için tespit edilen boşluklar üzerinde bir çalışma yapmak için oturumlar arasındaki tartışmayı koordine etmeyi teklif etmiştir.      

III. SONUÇ

Komite gündeminin ağırlıklı konuları, 2010 HNS’in yürürlüğe girmesi, deniz kazalarında gemi adamlarına adil muamele yapılması ve kıyı ötesi tesislerin sebep olduğu sınır aşan kirlenme zararları dolayısıyla hukuki sorumluluk meseleleridir.

1996 tarihli Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasına İlişkin Zararlardan Sorumluluk ve Tazminata Dair Milletlerarası Sözleşme’nin yürürlüğe girmesini kolaylaştırmak amacıyla kabul edilen 2010 HNS’ye henüz hiçbir devletin taraf olmaması tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır. 2010 HNS’in yürürlüğe girmesinin kolaylaştırılması ve uyumlu şekilde uygulanmasına yönelik yürütülen çalışmalar faydalıdır. Bu çerçevede HNS Yazışma Grubu’nun görev sınırlarının genişletilmek suretiyle yeniden belirlenmesi isabetli olmuştur. Yazışma Grubu’nun yeni görev sınırları içinde HNS Sözleşmesini Anlama, HNS Senaryoları ve 2010 HNS Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ve uygulanmasına dair bir taslak kararın oluşturulmasına dair çabalar desteklenmelidir.  

Türkiye’nin 2010 HNS’e taraf olmasında prensip olarak fayda bulunmaktadır. Ancak taraf olma sürecinde, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı”nca deniz yoluyla HNS taşımalarının genel deniz yoluyla taşımalardaki oranı, deniz yetki alanlarında meydana gelen HNS olaylarının araştırılarak kapsamlı biçimde analiz edilmeleri ve doğan zararların büyüklüğü ile türleri gibi konularda gerekli çalışmaların zaman geçirilmeksizin tamamlanmasında büyük fayda vardır.

Kıyı ötesi tesislerin deniz yatağı mineral kaynaklarının araştırılması faaliyetleri sonucu sebep oldukları sınır aşan zararlar konusuyla ilgili olarak bölgesel veya karşılıklı bir sözleşme veya anlaşma modelinin oluşturulması hususunda Komite’de önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Model olabilecek bir bölgesel veya karşılıklı sözleşme ya da anlaşmanın oluşturulmasında üye devletlerin tarafı oldukları ve yürürlükte bulunan mevcut bölgesel veya karşılıklı sözleşme metinlerinin Komite’ye bildirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak üye devletlerin mevcut metinleri bildirmekte isteksiz olmaları sebebiyle çalışmalarda yol alınamamaktadır.

Türk hukukunda kıyı ötesi tesislerin sebep olduğu zararlara dair özel düzenlemeler mevcut olmadığı gibi Türkiye’nin tarafı olduğu bölgesel veya karşılıklı bir sözleşme de mevcut değildir. Son yıllarda kıyı ötesi tesislerin faaliyetlerinde yaşanan önemli artışlar dolayısıyla Komite çalışmalarında sağlanacak ilerlemeler dikkate alınarak konuya ilişkin millî mevzuatımızda özel düzenlemelerin yapılması ihtiyacı değerlendirilmelidir. 

Gemi adamlarına adil muamele yapılması konusunda IMO’nun ihdas ettiği “2006 tarihli Bir Deniz Kazası Olayında Gemi Adamlarına Adil Muamele Yapılmasına Dair Rehber Kurallar” (Rehber Kurallar) önemli bir milletlerarası belgedir. Türkiye, Rehber Kuralları titizlikle uygulamaya çalışmalıdır. Bu çerçevede ceza hukuku mevzuatıyla deniz emniyeti ve kirlenme mevzuatı kapsamlı şekilde taranmalı, gemi adamlarına adil muamele yapılmasını engelleyen veya zorlaştıran hükümlerin tadil edilmesi için çalışmalar yürütülmelidir. Ne var ki, Türkiye’nin Rehber Kuralları uygulama ve iç hukukuna dâhil etme hususunda herhangi bir çalışması bulunmamaktadır.

Türkiye, Deniz haydutluğu ve deniz yoluyla yasa dışı göç sorunuyla mücadelede uluslararası seviyede yürütülen çalışmalara daha aktif şekilde katılmaya devam etmelidir. Uluslararası seviyede özellikle çalışma grupları yoluyla gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, sürekli takip edilmeli ve uygulanmaya çalışılmalıdır.

Komite çalışmalarında Türkiye’nin daha aktif ve öncü rol oynaması, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında sürekli ve yakın işbirliğine bağladır. Bu bağlamda Komite toplantısından makul bir süre önce başta Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı olmak üzere Fakültemiz Deniz Hukuku Anabilim Dalı ile ilgili diğer kurum ve kuruluşlar arasında düzenli şekilde koordinasyon toplantıları gerçekleştirilmeli, her bir gündem maddesiyle ilgili Ülkemiz görüşleri somutlaştırılmalıdır.      

 

* Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi (isocukdemir@hotmail.com). 

Bu yazı 2515defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
    denizhaber.com