Acenteliğin Kitabı Var mı?
Reklam
Reklam
Reklam
PATRICIA MURADI

PATRICIA MURADI

Acenteliğin Kitabı Var mı?

22 Mart 2008 - 23:12

-Bu mesleğin kitabı var mı?

Aniden sorulan bu soru karşısında toplantı odasında bulunan tüm başlar bana dönmekle kalmamış, kaşlarının da manalı bir ifade ile yukarı doğru havalandığını görmüştüm. Tam bir ‘Yer yarılsa da dibine gitsem.’ pozisyonu içine kendi isteğimle düşmüş bulunuyordum.

Henüz girdiğim bu meslekte bilmediklerimin bile ne olduğunu tam kestiremezken birde anlamadığım bir dolu konuşmanın ortasında kaldığım toplantılara dahil olmak moralimi iyice yıpratmıştı.
 
Onlar ise yıllardır acentelik yapmanın verdiği rahatlıkla koltuklarında oturuyor etrafa ‘Çözemeyeceğimiz iş yoktur!’ havası ile bakınıyorlardı. İçlerinden birisi dudaklarını hafifçe çarpıtarak sordu.

-Ne kitabı canım?

Aldığım tepkiden bu soruyu sormamam gerektiğini anlamakla beraber geri dönmem söz konusu bile olamazdı. Laf ağzımdan çıkmıştı bir kere. Kendinden emin, hafif meydan okuyan bir ifade ile cevapladım.

-Acenteliğin kitabı!

Cevabı cesaretle vermiştim ama zavallı kulaklarım utançtan çoktan yanmaya başlamıştı bile. İçlerinden biri yumuşak olmaya çalışan lakin sabırsız bir ifade ile cevapladı.

-Acenteliğin kitabı mı?

Üzerime dikilen gözlerden ‘Bu da nereden çıktı?’ sorusunu okumamak mümkün değildi. Cesaret katsayım giderek düşerken inatla söylendim. Bu kadar soru sorduğum için beni aptal falan zannederlerse bu hiç de tercih ettiğim bir durum olmazdı.

-Peki bir şeye ihtiyaç olursa n’apılacak?!

Sesimden içimde kabaran isyan rahatlıkla anlaşılıyordu. Toparlanıp çok sevdikleri gemilerinin başına dönmeye çalışırken uzayan bu gereksiz konuşma hiç birinin hoşuna gitmemişti. Ancak bir çömezi de daha ilk günlerden ürkütmeyi de istemiyorlardı belli ki. Pes ederek dosyalarını ve kalemini toplantı masası üzerine yeniden bırakan bir tanesi az evvel kalktığı koltuğa sıkıntıyla adeta çöktü. Ellerini masanın üzerinde kavuşturarak sordu. 

-Yani ne gibi bir şey?

-Hani yani… Ya bilmediğim bir şeyle karşılaşırsam diyorum.

Öyle ya meslekte yeniydim. Üstelik o güne dek okuduklarım dışında nelerle karşılaşacağım tamamen bir muammaydı.

-Bizi ara… Her ihtiyacın olduğunda. Üstelik saat kaç olursa olsun! Oldu mu?

Ben hala hoşnut olmayan bir ifade ile ayak diremeye devam ediyordum. Son bir cesaret ve duyduklarımı beğenmemiş olduğu belli bir tonlama ile söylendim.

-Yani kitap yok!

Berikinin sabrı artık taştığından yerinden kalktı gözlerimin içine meydan okuyan bir ifade ile bakarak konuşmaya son noktayı koydu.

-Yok efendim. Bu mesleğin kitabı yok!

Eh… Yersen dolma bu. Benim gibi her şeyi kitaba bakıp bulan, öğrendiği her kelimeyi neredeyse günü ve saatine kadar deftere kaydeden birisi için alışılması oldukça zor ve keyifsiz bir durumdu.

‘Onlar yaparsa bende yaparım!’ diye içimden geçirdiğimi hayal meyal hatırlıyorum.

Sonrasında ise yıllar yılları kovaladı. Acenteliğin sadece bir kitaba bakılarak yapılamayacağını ve adamcağızların ben kitap dedikçe neden saçlarının dikildiğini elbette anladım.

İşin içinde bir dolu kanun ve nizamın yanında, yönetmelikler, kararlar, resmi gazeteler, Denizcilik Müsteşarlığı görüşleri, Deniz Ticaret Odası ve Vapur Donatanları bültenleri, charter party anlaşmaları, konişmento ve teslim şekilleri… Ay saymaya nefesim yetmedi eksik kalan ne varsa siz benden iyi bilirsiniz.

Sokrates’ın dediği gibi ‘Benim bildiğim tek şey; hiçbir şey bilmediğimdir!’ Diyor ve koltuğuma çekiliyorum.

Şaka bir yana çıkmaza düştüğümüzde nerelere bakacağımızı, yetmediği yerde kimlere akıl danışacağımızı öğrenmiştik de ufak bir sorun vardı. Bu da kafamı bayağı meşgul ediyordu.

O da işe yeni alınanları ürkütüp kaçırmadan mesleğe nasıl adapte edebileceğimizdi.

Yeni başlayanların ilk birkaç gününü hiç takip ettiniz mi bilmem. Ben onları hep yakın markaja alırım.

Çocukcağızlar yeni girdikleri bu ortamda zaten yeteri kadar zorlanırlar.  Yeni gelen ve yapılacak işten bihaber, içindeki paniği suratına yansımış taze bir elemanı dingin hale getirmenin en geçerli yollarından birisi eline bir doküman vererek okuyup oyalanmasını sağlamaktır. Böylelikle yeni başlayan hiç olmazsa kavramlarla tanışır, iyi kötü aklında bir şeyler kalır.

Ancak…. Bizim meslekte bu da ayrı bir risktir. Gümrük mevzuatı veya Deniz Ticareti Hukukunu yeni gelene verip oyalanmasını sağlayabileceğinizi düşünürseniz büyük hataya düşersiniz. Gördüğü kavramlar, karşılaştığı örnekler nedeni ile saçları elektriğe tutulmuş bir vaziyette muhtemelen ilk bir saat sonunda size istifasını sunacak böylelikle bu hikaye başlamadan bitecek, sizde ilk günden adamı kaçırtmış olacaksınız.

Hadi bakalım şu gemi dosyasını bir incele diyecek olsanız; kavram karmaşasından aklı karışır.
Gemiye göndereyim de öğrensin biraz deseniz kullanılan lisana yabancı olduğundan daha ilk dakikada abandone olması kaçınılmaz.

Hepsini boş ver de al şu gelen giden yazışmalara bak deseniz bizim yazışmalar maazallah… İlk girdiğimde kelimesine para alınıyor da ondan mı millet kısaltma kullanıyor diye dumura uğramıştım. Uzunca bir süre de zaten neden kısaltma kullanıldığını anlayamadım. Rahmetli babam sebebin telgraf çekilen ve kelimesine para sayılan dönemlerden kalma bir alışkanlık olduğunu söylemişti. Ancak ben yinede bu durumu bizim milletin sabırsızlığına bağlarım. İşleri çok olduğundan kelimeleri mümkün olduğunca kısaltırlar diye düşünürüm. İyi de yeni gelen çömez kardeşlerimize bu durum nasıl açıklanacak?

Kısaca ne yaparsan yap adam kaçacak. O halde ürkmeden okuyacağı, okudukça anlayacağı bir şeyler vermek lazım.

Lazım da ne?

Bu soru kafamı uzunca bir zaman meşgul etmekle beraber ben cevabını bulamamış yeni gelen arkadaşlara da kendim çömezken çıkarttığım notlar dışında verilecek bir şey bulamamıştım. Diğer ne varsa doz aşımı olmasın diye hep sonraya saklıyordum.

Şubat ayında yaptığım İstanbul çıkartmasında Vapur Donatanlarından Sevgili Neslihan Başarslan ile sohbet ederken tesadüfen öğrendim. Denizcilik Müsteşarlığı, IMEAK DTO ve MERSIN DTO ortak çalışması ile acenteliğe yeni başlayacak arkadaşlarımız için bir eğitim dökümanı hazırlanmıştı. İncelemek şansına sahip olanlar görmüşlerdir. Gerçek bir emek ürünü.

Yıllardır bu işin sıkıntısını çeken birisi olarak böyle bir dökümanın hazırlanmasına katkıda bulunan tüm değerli büyüklerimize bir ilke imza attıklarından ‘Ellerinize sağlık’ demek istiyorum. Eminim bu kitapçık bundan böyle yetişecek birçok acente arkadaşımıza mesleğimizin ne olduğu konusunda ışık tutacaktır.

Yeni başladığımda beni ürkütmeden okuyacak bir şey bulamamıştım. Ancak bizim çocukların bu anlamda şanslı olduğunu görmek bana o dönemlerde çektiğim eziyeti unutturuyor.

Sevgiyle kalın.

Bu yazı 816 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

denizhaber.com