Rüya Gemisi


                                                                                                      Rüya Gemisi

İstanbul Boğazı’nda davetsiz bir misafir vardı o gece…

Nereden geldiği bilinmiyor, silueti radarlarda görünmüyordu…

Karanlık gecede, ay ışığını arkasına almış usul usul ilerliyordu işte…

Sessiz, sakin ve derinden… Varlığını kimselere belli etmeden… VTS istasyonları alarmdaydı!

“Dikkat! Dikkat! Tüm gemilerin dikkatine! Kimliği belirsiz bir gemi 02:15’de Boğaz’a giriş yapmıştır. Kullandığı teknoloji dolayısıyla görülmeyen bu gemi, seyrüsefer halindeki diğer gemilerin emniyeti için tehdit oluşturmaktadır.”

Telsiz kanalları arasında ciddi bir tartışma başlamıştı.

“Sektör Kandilli Kurtarma C Yerini tespit edebildiniz mi?"

“Olumsuz efendim! Fakat az önce kılavuz botlarımızdan biri yara aldı” Hava berrak ve bulutsuzdu… Ve tüm VTS istasyonlarında stresli bekleyiş devam ediyordu. “Nasıl yani? Radarda görünmüyor, peki ya koca kılavuz botu? Nasıl çarpar koca gemiye yahu?”

“Efendim, af buyurun ama.”

Müdür Beyin sabrı taşmak üzereydi,

“Efendim ne!?” “Efendim, gemi çıplak gözle de görünmüyor. Zaten gelen ilk ihbarlarda bu yöndeydi. Sadece temas edince ya da çarpınca yakınında olduğunu anlayabiliyorsunuz” Müdür Bey öfkelenmişti “Deli deli konuşma be adam!” “Doğru söylüyorum efendim, gerçekten de gemiyi ne radarda ne de AIS portalında göremiyoruz?”

“Sektör Kadıköy Sektör Kadıköy Deniz Atı”

“Deniz Atı Sektör Kadıköy” “Efendim 02:47 itibariyle pozisyonu belirsiz gemi ile temas sonucu bordamızda hasar meydana gelmiştir.” İ

İstanbul Boğazı’nın her üç istasyonunda da gergin bekleyiş ara ara yerini öfkeye bırakıyordu.

“Hasbünallahu ve Ni' mel Vekîl!”

Kimliği belirsiz bir gemi, gecenin kör yarısı Boğaz trafiğinin orta yerine dalmış rota değiştirmeksizin ilerliyor ve önüne çıkan tüm engelleri bertaraf ediyordu.

“Bunker Barç Moneron Bunker Barç Moneron Sektör Kadıköy” “Sektör Kadıköy Bunker Barç Moneron” Efendim saat 03.12 itibariyle kimliği belirsiz bir gemi ile çatışmak suretiyle sancak baş omuzluktan yara aldık!”

“Bunker Barç Moneron! Temas ettiğiniz gemiye ilişkin bilgi?”

“Negatif efendim, tuhaf gelecek biliyorum ama görüş gayet netti ve herhangi bir engel görünmüyordu.”

Tüm bu olanlar bir şaka mıydı? Personele kızdığı için kendinden şüphe eden amir bey bıyığıyla oynayarak, bölgedeki tüm gemileri gösteren ekranında şüpheyle göz gezdirdi… O sırada yeni bir çağrı duyuldu. “Sektör Kadıköy Sektör Kadıköy Serenad B” “Serenad B sektör Kadıköy” Efendim, Ahırkapı Demir Sahası’nda kimliği belirsiz bir gemi ile temas sonucu iskele kıç omuzluktan yara aldık…”

“Tövbe tövbe!”

Olanların kötü bir şaka olma ihtimali, gelen üçüncü ihbarla birlikte ihtimalini iyice yitirmişti. VTS istasyonları, yara alan gemilerin mevkilerinden yola çıkarak kimliği belirsiz geminin rotasını belirlemek üzere harekete geçtiler. Öncelikle İstanbul Boğazı’nda trafik bir saat için askıya alındı, sonrasında tüm gemilere acil bir durum yaşanmadıkça VHF’i meşgul etmemeleri bildirildi.

Ve Sektör Kadıköy’den ilk çağrı yükseldi “Kimliği belirsiz geminin derhal bilgi vermesi!” Tüm istasyon ve gemiler nefesini tutmuş beklerken aniden gece karanlığında bir ışık huzmesi belirip kayboldu…

Tıpkı yeni yakılan bir sigara gibi…

İdare gemiyle temas kurmaya kararlıydı…

“Kimliğiniz? Derhal bilgi verin!”

Bu çağrı üzerine, VHF de belli belirsiz bir hışırtıyla Bakırköy’le Sivriada arasında bir geminin köprüüstü ışıkları bir an için yeniden yanıp sönüverdi. Telsizde, sesi çok uzaklardan gelen bir denizci vardı.

“Sektör Kadıköy RÜYA ex” “RÜYA ex Sektör Kadıköy!”

“Derhal bilgi verin, kalkış limanı?” Cızırtılı bir sessizlik oldu. “Birçok yer…” “Ciddiyete davet ediyorum!” diyerek sertçe yükseldi Sektör Kadıköy, “Son derece ciddiyim efendim.” “Yükünüz nedir?”

“Rüya taşıyoruz” dedi kimliği belirsiz geminin 2. Kaptanı. VTS şaşkındı.

“Nasıl yani?”

“Efendim RÜYA ex, ekmek parası için denizlerde hayatını kaybeden yüzlerce denizcinin rüyalarını taşımaktadır. Kimi ev kredisini tamamlamak, kimi çocuğunun okul taksitini ödemek, kimi yaza oğlunun düğününü yapmak üzere yola çıkmış denizciler…”

“Rüya ex derhal pozisyon bildirin!”

“Affedin, yapamayız efendim” dedi geminin 2. Kaptanı… Sektör Kadıköy, alt sınıftaki kardeşinin omzuna elini atarcasına sordu bu sefer.

“Neden yahu?”

“Bizler ölüyüz efendim…” İki yakası bir araya gelmeyen şehir yutkundu o an.

“Anlaşılmadı?”

“Doğru duydunuz efendim… Ölüyüz… Korsan saldırılarında dövülen, kaçırılan, öldürülen denizcilerin düşleriyiz biz… Ailesini ve rüyalarını ardında bırakan denizcileriz… Ekmek parası uğruna çıktığımız yolda düşleri yarım kalan deniz insanlarıyız…”

Hiçbir gemiye gerçek manada zarar vermeyen Rüya ex’in sesi Kanal 16 da kaybolmak üzereydi.

“Varış limanınız?”

“Hakkımız olan yıpranma payımızı alana kadar rotamızda devam edeceğiz” dedi 2. Kaptan…

Bu sırada gemi Sektör Kadıköy sınırlarından çıkmış ve ebediyete intikal etmiş yeni denizcilerin rüyalarını toplamak için rotasını güneye çevirmişti. Rüya ex, İstanbul Boğazı’nı ardında bırakırken, trafik yeniden işlemeye başladı. Sektör Kadıköy, menzilinden çıkıp Gelibolu’ya doğru yol alan gemiyi saygıyla selamladı…

Gece karanlığında güneye inen rüya gemisi personeli ise hakkını alana kadar asla geri adım atmadı…

#denizcileryipraniyor

denizhaber.com