Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
KAYHAN ÖNOL

KAYHAN ÖNOL


Kriz Denizciliğimizi Nasıl Etkiler?

14 Ekim 2008 - 17:28

Devletler paraları akıttı ve krizli yüzlerde gülücükler belirdi. Kapitalizm sorgulanmaya başlandı. Krizin etkisi nasıl olacak, geçti  mi, sonradan daha derinden mi vuracak bunlar şu anda muamma.

Muamma olmayan Kriz kelimesinin bize Fransızca’dan gelmiş olduğu. TDK’ya göre anlamları incelendiğinde bayağı etkileyici açıklamalara ulaşıyoruz.

  1. Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk, akse
  2. Bir kimsenin yaşamında görülen ruhsal bunalım.
  3. Bir şeyin çok kıt bulunması durumu.
  4. Bir şeye duyulan ani ve aşırı istek.
  5. Ekonomi  Çöküntü.
  6. Mecaz Bir ülkede veya ülkeler arasında, toplumun veya bir kuruluşun yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran:


Fizyolojik, ruhsal, sosyolojik, ekonomik, mecazi anlamların hepsi de ne kadar ürkütücü ve ciddi. İnsanı karamsarlığa sürüklüyor. Özellikle ekonomik anlamı olan “ÇÖKÜNTÜ” kelimesi gerçekten de çok etkileyici. Belki mecaz tanım olarak daha açıklayıcı ama “ÇÖKÜNTÜ” bu günün resmine daha uygun. Bu kelime ürkütücü ve anlamı çok geniş. Küresel krizin sebep olacağı çöküntü, kelimenin bütün tanımlarının anlamlanmasını ve hayata geçmesini sağlayacaktır. Geçmişte de böyle olmuştu.

Evet, bu günlerde dünyada küresel bir çöküntü yaşanıyor. Bunu yadsıyamayız. Küresel ekonominin bir parçası olan ülkemiz de er yada geç, az ya da çok bundan etkilenecektir. Bunun için çok boyutlu düşünmeye, bilimsel çalışmalar yapmaya gerek yok. Her şeyi önceden hafife alıp, sonradan aşırı tepkiler veren toplumumuz,  bu küresel krizi nasıl karşılıyor? Bilinmezliğin verdiği etkiyle serinkanlı, meraklı, korkulu olarak, şu anı izleyerek. Olan bu. Hükümet kanadı ise hamdolsun fazlasıyla iyimser demeçlerle olayın boyutunu hafifletmeye çalışıyor. Aslında piyasaların gerçekçi açıklamalara daha çok ihtiyacı var. Örneğin hükümet tarafından “Olay ciddi ve birçok bilinmeyeni vardır. Şu anda piyasamızda sorun yaratacak bir durum yoktur. Ancak her türlü olasılığa karşı sivil toplum kuruluşlarını, öğretim görevlileri, ekonomistleri de içine alan kriz masası kurarak olayın gerçek boyutunu ve gelişmesini takip edeceğiz. Olayın boyutu çok büyüktür, o nedenle siyasal düşünmeyip, politika malzemesi yapmayıp, rasyonel yaklaşarak ve tüm değerlerimizi, birlikteliğimizi ortaya koyarak olası krizi engellemeye dönük tedbirleri alacağız.”

Bize ne kadar da uzak bir konuşma örneği değil mi?

Peki denizcilik sektörümüz nasıl etkilenecek?

Bu konu için de çok erken. Türkiye’nin nasıl etkileneceği bu sorunun cevabında da ana etmen olacaktır ama özel konumu nedeniyle denizcilik sektöründe belirginleşen olguları ortaya koyup bir nevi kahinlik yapabiliriz.

Denizcilik sektörü açısından öncelikle bu günkü krizi kesinlikle Şubat 2001 krizi ile karşılaştırmamak lazım. Şubat 2001 krizi lokal bir krizdi. Dolayısı ile daha çok uluslar arası ilişkilere dayanan denizcilik sektörüne etkisi nispeten az oldu. Konuyu detaylandırırsak 2 kriz arasındaki farkı daha iyi anlarız.

  • Deniz taşımacılık sektörü dövizle gelir sağladığından 2001 krizinden az etkilendi.  2008 krizinde ise dünya krize girdi. Gelişmiş ülkelerin ithalatını azaltma kararı alması, belirli bir süre küçülmesi, dünyada ticaretin azalmasına sebep olup navlunları düşürebilir.
  • Yeni inşa gemi – yat sektörüne  baktığımızda, bu sektör 2001 krizinden çok az kayıpla çıkmıştı. Hatta döviz yükselmesi nedeniyle düşen işçi ve bazı kalem malların girdileri uluslar arası platformda tersanelerin elini kuvvetlendirmişti. Bu sayede yurt dışından alınan siparişler bu sektörün ve buna bağlı olarak birçok yan sanayinin hayatta kalmasını sağladı. 2008 de ise kriz küresel. Yani alıcı durumdaki gelişmiş ülkeler krizde. Onlar kendi piyasalarındaki durgunluk nedeniyle siparişleri durdurabilir, mevcut siparişlerinde ise ödemeleri aksatabilirler. Uluslar arası bankalar zor durumda olduğundan kredi almak nerdeyse imkansız hale geldi. Bu da gemi alım, yeni inşa siparişi verme gibi hareketleri engelleyebilir. Bu piyasa durağanlaşabilir. Zenginlerin-şirketlerin borsalarda çok büyük paralar kaybetmesi, ve bu gelişmiş ülkelerde marketin küçülmesi yeni inşa sektörünü orta vadede etkileyebilir.
  • Deniz malzemeleri sektöründe işler biraz daha farklı. Deniz elektronik malzemeleri, güvenlik malzemeleri, sarf malzemeleri genellikle ithale dayalı malzemelerdir. 2001 krizinde dövizin yükselmesi bu sektörü biraz olsun etkilemiş olsa da gemi-yat inşa sektörünün, turizm sektörünün hareketliliği firmaların durgunluğu atlatmalarını sağlamıştır. 2001 krizinde yurt dışı etkilenmediği gibi Türkiye’de de belirli bir ortalamanın üstünde geliri olan özellikle yat müşterileri dövizle büyük kazançlar elde etmişlerdi. O dönemde durgun olan deniz malzemeleri perakende sektöründe lüks kalemlerin satışlarını hiç etkilemediği görülmüştü. Bugün ise zengin fakir herkes tedirgin. Herkes bekliyor. Çünkü küresel buhranın nereye uzanacağını kimse bilmiyor. Deniz malzeme firmaları umutlarını yine gemi inşa sektöründeki projelere  bağlıyorlar. O projelerde aksaklıklar meydana gelirse domino etki ile sektör zor günler yaşayabilir. Perakende sektörü bu sefer oldukça durgun.
  • Deniz malzeme ve yatçılık sektöründe A.B.D. bir boyutunu da unutmamak gerekir.  Deniz malzemeleri firmaları için A.B.D. dünyadaki en büyük ve belirleyici pazardır. Bu pazarda meydana gelecek ciddi düşüşler, küçülmeler ana üreticileri derinden etkileyecektir. Bu da maliyetlere yansıyacaktır. Zaten pazarı küçülen diğer ülkeler, yükselen maliyetlerle en azından satışlarını korumada zorlanacaklardır. A.B.D ithalatında rakamlar o kadar yüksek ki örneğin %10 civarındaki bir düşüş bile ihracatçı ülkelerde ciddi sorunlara neden olabilir. Üreticiler yüzlerini Avrupa’ya ve denizcilik sektörü gelişmekte olan ülkemize çevirecektir. Bu ithalatçı firmalarımızda satış arttırma stresine neden olabilir (yurt dışı üretici firmalarının zorlamaları, satış rakamlarının yükseltilmesi talepleri artabilir) ama üreticiden avantajlı ekipman alımını da sağlayabilir. 

Yeni moda deyimle pozitif düşünelim, hemen karamsarlığa kapılmayalım. Belki de küresel kriz beklenenden kısa sürede dengelenecek ve yukarıda yazılan öngörüler boşa çıkacak. Ancak başından beri belirtmek istediğim husus, krizi küçümsemeyelim, olaylara seyirci kalmayalım, içinde olalım, tedbirlerimizi alalım. Şu sıralar her şey çok kırılgan ve tedirgin. Küreselleşen dünyada hiçbir şey hiç kimseden uzak değil.

Bu yazı 1833 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
    denizhaber.com