Reklam
Reklam
Reklam
KIVANÇ ERGÖNÜL

KIVANÇ ERGÖNÜL


Gülcemal'den Solak Reis'e R.Tahir Burak

12 Temmuz 2007 - 00:58

"Baylar, sayın baylar, pek sayın baylar! Her şeye yasak konur, yalnız bir şeye yasak konmaz, konamaz: Mizaha... Tarihten ders alınız: Mizah yasak dinlemez... Bırakın halk gülsün. Halk gülsün ki, siz de gülebilesiniz." 

 1958  Aziz Nesin 

    

1903–1977

M.RATİP TAHİR BURAK (Beler)

Denizci, gazeteci, karikatürist, ressam, siyaset adamı. 1903 yılında İstanbul'da doğar. Büyük Çerkez sürgününde Vubıh ülkesinin Vardan yöresinden sürülmüş ve İstanbul'a yerleşmiş olan Zeşu-Barakay adlı bir aileden olup, Osmanlı Donanma komutanlarından Mehmet Tahir Bey'in oğludur.1910–1917 arası Üsküdar Ravza-ı Terakki Mektebi ve Üsküdar Lisesi'nde okur.1916 yılından itibaren karikatürist olarak çizmeye başlar.

1917 yılında Üsküdar'da Paşa limanında bulunan "Milli ve Hususi Ticaret-i Bahriye Kaptan ve Çarkçı Mektebi" ne girerek 1921 yılında güverte bölümünden mezun olur.

Kaptan Hamit Naci Öndeş tarafından kurulan,  4 yıl eğitim-öğretim süreli olarak özel gündüzlü yatısız hizmet veren bu okul, Çırağan Ortaköy arasındaki Fer’i ye sarayına taşınır ve 1928 yılında "Âli Deniz Ticaret Mektebi" adıyla İktisat Bakanlığına bağlanarak devletleştirilir.

Mütareke döneminde(1918–1922)  Tahir Burak ın karikatürist olarak imzası oldukça tanınmıştır. 1922 de karikatürleri Aydede dergisinde yayınlanır. Aydede Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkan en etkili mizah dergisidir.

Ratip Tahir 1921–1925 yıllarında Devlet Denizyollarının gemilerinde güverte zabiti olarak çalışır. "Gülcemal"de görev yapan Ratip Tahir fırsat buldukça resim ve karikatür çizmektedir. Yaptıklarını gören bir yolcu "çizgi sahasında daha da ilerleyebilirsiniz" diyerek, çalışmalarını Avrupa'ya giderek sürdürmesini önerir. Ratip Tahir'e bu öneriyi söyleyen, "Gülcemal" ile Lozan Konferansı'ndan dönmekte olan İsmet Paşa'dır.

 

Lozan Türk Delegasyonu Ratip Tahir in çizgisiyle

1925’te denizciliği bırakarak Hariciye Vekâletine memur olarak girer. İyi derecede Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Sonrasında gazetecilik mesleğine atılarak yazar, ressam ve karikatürist olarak çalışır; Karikatür, Karagöz, Amcabey, Akbaba gibi dergi ve gazetelere karikatürler çizer.

Hariciye Vekâleti memuru Ratip Tahir Cumhuriyetin 2. yıldönümü gecesindeki baloda, büyük bir karton üzerine Atatürk'ün görünümünü yapar ve bunu o zevkli gecede kendisine sunar. Çok neşelenen Atatürk bu resmini etrafını saran yabancı elçilere göstererek görüşlerini sorar. Herkesin beğenisini kazanan bu resim, o gecenin hatırası olmak üzere balodakiler tarafından imzalanır.

Güzel bir anıyı içeren bu büyük boy karton üzerine yapılan desen usta bir fotoğraf sanatçısı olan eski İçişleri Bakanı Cemil Uybadın tarafından çoğaltılarak ve o gecenin konuklarına daha sonra dağıtılır. Atatürk’ün huzurunda yapılan ilk karakalem resmidir tarih 29 Ekim 1925'tir.

Ratip Tahir, İsmet Paşa'yla Abdülhak Hamit'in yaş gününde bir kez daha karşılaşır. İnönü'nün "Hani Avrupa'ya gidip resim çalışacaktın?" sözü üzerine de kendisine Paris yolu açılır.

Resim öğrenimi için gittiği Paris’ten dönüşte Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümüne girer. Paris ten gönderdiği Akşam gazetesinde yayınlanan kadınları küçük düşürücü bir karikatürü nedeniyle 17 Mart 1927 de gazetenin sahibi Necmettin Sadık Sadak 5 ay hapse mahkûm olur.

."Tavuk" adlı dergiyi yayınlar. (1929)

"Aydede', "Akbaba", "Zümrüdü Anka", "Karagöz", "Vatan", "İkdam", "Milliyet", "Politika", 'Akşam", "Köroğlu", 'Zeybek", "Kartal", "Ulus", "Hürriyet", "Yeni Sabah", "Halk" dergi ve gazetelerinde karikatür, resim, resimli roman, roman, makaleler, fıkralar çizer ve yazar.

Karikatürcülük yanı ağır basan Ratip Tahir, tuval üzerine yağlı-boya çalışan başarılı bir zanaatkâr ressamdır aynı zamanda.

1932’de ressam Ratip Tahir Burak, Ergenekon’dan Çıkış’ı canlandıran önlerinde Bozkurt’un yol gösterdiği bir yağlıboya resim yapar. Atatürk, çok beğenir ve Milli Eğitim Bakanlığının giriş holünde sergilenmesini sağlar. İktisat Vekâleti'nin girişindeki uzun yıllar sergilenen "Ergenekon I" ile "Ergenekon II" adlı tabloların ressamı da Ratip Tahir'dir.

1934 yılında Burak soyadını alır.

Güzel Sanatlar Akademisinden diploma alarak Kabataş Lisesine resim öğretmeni olarak atanır. 1935 Ankara’ya yerleşir ve Ulus gazetesinde çizmeye başlar,

1936 Maden Araştırma Enstitüsü Atölyeler Şefi olarak 2 yıl çalışır.

Ziraat Ens­titüleri Teknik İşler Müdürü ve Bakanlık Uzmanı olarak 12 yıl görev yapar.

1949 da Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olarak aktif politikaya atılır.

1950'de CHP'nin iktidardan düşmesinden sonra tekrar İstanbul’a döner, Hürriyet gazetesinin Pazar ilavesinde tam sayfa karikatürleri yayınlanır muhalefetin en cesur karikatüristi ve yazarı olur.

 

1953 Yeni Sabah

Baskı tekniklerinin yetersizliği nedeniyle fotoğrafın yeterince var olamadığı bir hayatta renkli resimler illüstrasyonlar görsel olarak olağanüstü etkili olmuştur. Yukarıda gördüğünüz bir Ratip Tahir çalışmasıdır. O Pazar ilavelerinde en az yarım sayfa büyüklüğünde herhangi bir esprisi ya da alt metni olmayan hafif erotik işlere rastlanır. Ratip Tahir gibi siyasi mücadelenin içinde var olan, gerçekten sert Menderes karikatürleri çizen bir virtüözün bu tür işlerini gazetelerin beklentileri doğrultusunda hazırladığı düşünülebilir.Bu tür mayolar ne Türkiye'de ne de herhangi bir Avrupa ülkesinde o tarihlerde yaygın değildir.O dönem -hatta sonraki yıllarda çıkan plaj karikatürleri, illüstrasyonları yaşanan hayatta kullanılan mayolar için bir ölçü olarak görülemez. Özellikle kadınların göbeğinin gözükmesi erotik-ayıp-müstehcen sayılır. Mayo iki parça olsa bile alt tarafı mutlaka göbeği kapatacak biçimdedir.

1953 yılında hemen her gazetede Fatih resimleri yayınlanır.500.Yıl Fetih kutlamalarıyla, renkli tablolar, ilaveler ve saire çıkar… Ratip Tahir yayınlanan resimleri beğenmez ve böyle bir karikatür  çizer. Fatih, gazetelerde çıkan resimlerine bakıyor ve şöyle diyor:

“Amma çok Fatih Sultan Mehmet varmış. Hepsinin resmini asmışlar da benimkini unutmuşlar”

İlginç olan Ratip Tahir’in kendi çizdiği Fatih’i “gerçek” saymasıdır. Farklı okumalara açık bir karikatürdür. Daha çok Ratip Tahir’in kendini konumlandırışı ile ilgilenirsek. Narsist ama bir o kadar da tipik olan çizer iddiası görürüz.

Boylu boslu, yakışıklı bir adamdır. O sıralarda Ankara'da politikaya girmiş olduğundan İstanbul'a hayli seyrek gelmektedir. Gazetenin yazı işleri salonuna girdiğinde herkesle selâmlaşan, gençlerle bile işleriyle ilgili birkaç kelime laf etmeden patronun odasına geçmeyen herkesin sevdiği bir kimsedir. 1925 de denizden ayrılmasaydı, belki Babıâli usta bir çizerden mahrum kalacaktı ama ticaret filomuz yakışıklı bir Kaptan kazanacaktı. Kumanda ettiği geminin köprü üstünde, başında kasket, elinde dürbün, kolları sırmalı denizci üniforması ne de yakışacaktı Ratip Tahir Burak a... Daha çok, ünlü Türk denizcilerinin yaşamını ve kahramanlıklarını konu edindiği çizgi romanlarında, resimli roman estetiğini ön planda tutar; tarihsel olayları abartısız çizgilerle resimli romana aktarır. Tarihsel konulu resim geleneğinin önde gelen temsilcilerinden sayılan Tahir Burak’ın yayınlanmış birçok karikatür albümü ve tarihsel çizgi romanı vardır.

Ratip Tahir Burak'ın 1954 te Yeni Sabah gazetesiyle anlaşamayarak ayrılması nedeniyle yayınlanmakta olan ''Bir Yemin Uğruna'' adlı çizgi romanın devamı Şahap Ayhan tarafından tamamlanır.

Ratip Tahir Burak'ın "Oldu da Bitti Maşallah" başlıklı karikatürü 1955 de Ulus gazetesinde yayınlanır. Basını bir sünnet çocuğu, dönemin önde gelen yöneticilerini de sünnetçi, kirve, vb olarak gösteren bu karikatür yöneticilerin tepkisiyle karşılanır ve çizerinin 16 ay tutuklulukla cezalandırılması ile sonuçlanır.

1956-57’de çıkardığı siyasi "Halk" gazetesindeki resim, karikatür ve yazıları nedeniyle iktidar tarafından hakkında açılan 54 basın davası ile bu konuda bir rekor kırar.53 ün den beraat eder.

Demokrat Parti iktidarını çizgileriyle sert bir biçimde eleştirir yargılanır ve Paşakapısı Cezaevi'nde alır soluğu. Ratip Tahir, dört duvar arasındaki gözlemlerini "Hapishane Hatıraları" ında bir araya toplar. On altı ay sonunda, sivil polisler tarafından cezaevinden çıkarılan Ratip Tahir, bir otomobille peşlerinde olan gazeteciler atlatılarak Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısına getirilir. Kendisine burada tahliye emri bildirilir. Emir bildirilirken de "Bir daha iktidara karşı gelirsen yerin burası olur" dercesine göz ucuyla mezarlığa bakılır!

Ratip Tahir kaleminden Aziz Nesin 1958

27 Mayıs 1960 ihtilâlinden hemen sonra "Hapishane Hatıraları" nı da tefrika ve kitap olarak yayınlar. Kurucu Meclis üyesi olur ve seçimlerde CHP İstanbul milletvekili olarak 1961 de TBMM'ne girer.

Ratip Tahir Burak'ın Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili seçilmesi ile ilk kez bir Türk Çizer Ressam Kaptanın Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olması gerçekleşir. 1961–1965 arası milletvekili olarak görev yapar.

1951`de kurulan 2. Menderes Hükümeti döneminde karikatürist Ratip Tahir Burak, Başbakan Menderes ve kabineyi kedi olarak çizmiş, yargı huzuruna çıkarılmamıştı 56 yıl önceki bu ilginç olayda, o dönemde ne Menderes'in ne de kedi olarak çizilen kabine üyelerinin herhangi bir dava açmazlar. Mart 1951'de kurulan 2. Menderes Hükümeti'nin tüm bakanları, Ratip Tahir Burak'ın karikatüründe kedi olarak resmedilerek Ulus Gazetesi'nde yayınlanır.

Menderes'in kedi şeklinde çizildiği karikatüre nasıl bir tepki verdiğini tam olarak bilmiyoruz. Ancak söz konusu karikatürü çizen Ratip Tahir Burak'ın,1955 sonrası dönemde en az 54 ayrı davadan yargılandığını ve bir karikatürü yüzünden de 16 ay hapis yattığını söyleyebiliriz. Hatta Burak'ın ceza aldığı karikatürden şikâyetçi olanlar arasında dönemin başbakanı Adnan Menderes'in bulunduğunu ve DP döneminde karikatüre yapılan baskının bunlarla da sınırlı kalmadığını ekleyebiliriz. Aslında Türkiye'de karikatüre yapılan baskı çok daha eskilere, Osmanlı dönemine kadar dayanır. Osmanlı döneminde çıkan ilk bağımsız mizah gazetesi Diyojen, yayınladığı karikatürlerden ötürü önce bir kaç kez geçici olarak sonra da tamamen kapatılmıştır. Teodor Kasap, çizdiği bir karikatür sebebiyle üç yıl hapis cezasına çarptırılmış, Mebus an Meclisi'nde mizah yayınlarının yasaklanıp yasaklanmayacağı saatlerce tartışılmış ve II. Abdülhamit döneminde ülke içerisinde karikatür çizmek mümkün olmamıştır.

Ülkemizde işte böyle kavgalarla başlayan karikatür-siyaset ilişkisi, zaman zaman sertleşir zaman zaman da durağan bir hal alır. Yüzyılı aşkın bir süredir devam eden bu ilişkinin en gergin zamanlarından birini ise DP'nin iktidarda olduğu yıllardır. Ancak son yıllarda yapılan değerlendirmelerde, işte bu tarihi gerçekliğin "unutulduğu" anlaşılıyor.

Aslında 50'li yılları, Türk karikatürü açısından hem "muhteşem yıllar" hem de "karanlık bir dönem" olarak tanımlamak mümkündür. Çünkü söz konusu yıllarda Türk karikatürü hem biçim hem de içerik açısından adeta bir "devrim" yaşar. Ancak karikatürün kazandığı yeni içeriğin çok gerisinde bir zihniyete sahip olan siyasi iktidar sahipleri, her türlü baskı önlemini alarak karikatürcüleri susturmaya, sindirmeye çalışırlar.

       

Ratip Tahir Burak' ın,1950' li yıllarda Ulus gazetesinde yer alan yarım sayfa boyutlarındakarikatürleri. Daha sonra Karikatürcünün Şakaları başlığı altında albüm şeklinde de çıkan bu karikatürler, Demokrat Parti döneminin siyasal kültürünün ayrılmaz parçalarıdır.

50'li yılların siyasi karikatürlerine baktığımızda iki farklı anlayış karşımıza çıkar. Bunlardan birincisi, eski kuşak karikatürcülerin temsil ettiği, Osmanlı'dan beri süregelen, günlük olaylara ve kişilere bağımlı, karşıdakine körü körüne vuran "iptidai" bir anlayıştır. İkinci anlayış ise 50'li yıllardan itibaren Türk karikatürüne damgasını vurmaya başlayan ve bayraktarlığını henüz 20'li yaşlardaki gençlerin yaptığı kalıcı, evrensel ve modern bir karikatür anlayışıdır. Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu, Ali Ulvi, Ferruh Doğan, Nehar Tüblek, Oğuz Aral gibi isimlerin başını çektiği ve daha sonraki yıllarda "50 Kuşağı" olarak adlandırılan bu gençler, biçimde olduğu gibi içerikte de Türk karikatürünü adeta baştan yaratırlar. "Muhalif bir sanat" olarak tanımladıkları karikatürün, "muhalefet" içeriğini yeniden belirlerler. Amaçları karşıdakini komik duruma düşürmek ya da rezil etmek değildir. Çünkü günlük olaylara ya da kişilere değil, olgulara yönelmeyi ilke kabul ederler. Dolayısıyla da demokratik hayatın getirdiği iktidar değişimleri onların "muhalif" anlayışlarını etkilemez.

DP her iki anlayıştan da karikatürcüler bulur karşısında. Bir yandan "50 Kuşağı"nın getirdiği modern muhalefet anlayışıyla eleştirilen demokratlar, diğer yandan CHP'nin gözü kara karikatürcüsü Ratip Tahir Burak tarafından yerden yere vurulur. Özellikle Burak'ın çizdiği karikatürler DP'lileri çileden çıkarır. Zira klasik çizgideki Burak, DP'lileri karalamak için elinden geleni ardına koymaz. Onları -alışılmışın dışında bir şekilde- bikinili ve kadın olarak çizmekte dahi tereddüt etmez.

DP iktidarı döneminin siyasal alandaki önemli bir özelliği de, bilindiği gibi, muhalefete karşı gösterilen sert tutumdur. Zira demokratlar iktidara gelirken vaat ettikleri demokratik söylemleri iktidara geldikten bir süre sonra kenara bıraktılar. Bunun sonucu olarak da başta muhalefet partileri olmak üzere, basın ve aydınları baskı altına almaya çalışırlar. Tabii bu da günden güne muhalefet saflarını sıklaştırır ve DP iktidarının sonunu hazırlar.

Bu noktadan baktığımızda kendini eleştiren muhaliflerin hepsini "öcü" olarak gören ve yine hepsini aynı kefeye koyarak baskı altına almaya çalışan demokratların, karikatürcüleri bu baskılardan muaf tutmasını beklemek fazla iyimser bir yaklaşım olur. Nitekim tarihi gerçeklikler de bizi doğrular. Zira nicelik olarak basının küçük bir kısmını oluştursalar bile karikatürcülerin de dönemin antidemokratik uygulamalarından paylarına düşeni aldıkları görülür. Bu süreçte önce, güçlü bir mizah dergisi olan Akbaba, örtülü ödenekten kaynak sağlanarak kontrol altına alınır, muhalif karikatürcülere de "müstehcenlik" bahanesiyle engeller çıkartılır. Ancak bu da yeterli olmayınca karikatürcülere açılan davalar birbirini kovalamaya başlar. Karikatürlerinden dolayı dergilerin toplatılması, soruşturmalar açılması karikatürcülerin günlük hayatının bir parçası haline gelir. Eldeki kanunlar da yetmeyince basın kanunu değiştirilerek tüm basın mensupları gibi karikatürcülere de cezaevinin kapıları açılır.

Nitekim bu süreçte iki karikatürcü Ratip Tahir Burak ve Halim Büyükbulut çizgilerinden dolayı hapse girer. DP'nin son iktidar yıllarında ise resmi makam sahibi kişilerin karikatürlerini çizmek fiilen imkânsız hale getirilir.

Türkiye'de geçmişten bu yana siyasal gücün görsel sanata gösterdiği kimi yasaklamacı tutumları kısaca hatırlarsak:  Nuri İyem, İbrahim Balaban, Avni Memedoğlu, Abidin Dino, Ratip Tahir Burak, Turhan Selçuk, Ferruh Doğan, Ali Ulvi gibi ressam ve çizerler iktidarın güzel sanatlar alanındaki yasakçılığından başları ağrımış, çile çekmiş isimlerdir.

Siyasal gücün yasakçılığından eserleriyle kimi zaman canları yanmış kimi zaman bedelini kayıplarla ödemişlerdir.

Karikatürün dünya geneli ve Türkiye özelindeki tarihine baktığımızda ise çizgiye yapılan baskıların altında, eleştiriye kapalılığın yattığını görürüz. Dolayısıyla da "karikatür-siyaset savaşı"nın özü demokrasi mücadelesine dayanır. Nitekim eleştiriye kapalı tüm iktidarlar, hak ve özgürlükleri kısıtlamaya yönelik eylemlerinde genellikle karikatürü karşılarında bulurlar.

Matbaa tekniklerinin fotoğraf kullanımını güçleştirdiği ve pahalı kıldığı dönemlerde gazete ressamları ve karikatüristler deyim yerindeyse altın çağlarını yaşarlar. Gazetelerin görselliğini onların maharetleri belirler, yüksek meblağlarla bir gazeteden bir başkasına transfer olurlar. Üstte Ratip Tahir Burak’ın Yassıda duruşmaları sırasında çizdiği bir resim görülüyor. Yassıda duruşmaları sırasında fotoğraf ve görüntü yasağı olduğu için Ratip Tahir izlediklerini resmeder. Celal Bayar’ın avukatının yaptığı savunmayı tasvir eder.

Ratip Tahir Burak ın eşi Behin Hanım Mustafa Zihni Paşanın torunudur.

Mustafa Zihni Pasa, Sultan II. Abdülhamit 'in ticaret ve bayındırlık nazırıdır, Şûrayı Devlet Reisliği yapar ve Ziverbey'den Erenköy'e gidişte şimdiki adıyla Şemsettin Günaltay Caddesi o zamanki adıyla Merdiven Köyü Yolu üzerindeki üç beş sokaktan biri olan Tüccarbasi Sokağı’nda oturur.

Zihni Paşa’dan sonra köşkte yaşayanlar, ''paşazade'' dir. Cumhuriyet gelir ve köşkte eskisi gibi uşak kalmaz; kendi işini kendi yapmak durumunda kalan bir beyzadenin yaktığı ateş, ahşap köşkü sarar.

Köşk onarılır. Eskiden kalma lavabosunu, küvetini, armatürünü, mermerini, yanmayan birçok parçasını koruyarak kâgir büyük bir villaya dönüştürülür.

Bu arada Zihni Paşa’nın torunu Behin Hanim, ünlü karikatüristlerden Ratip Tahir Burak 'la evlenmiştir. Ratip Tahir Bey, Erduranlar'ın dostudur ve Refik Erduran, Nâzım Hikmet 'in yurtdışına kaçışına yardımcı olduktan sonra 1953'te gözlerden uzak yaşayabileceği ve geniş ailesinin bir arada kalabileceği bir ev arayışına girer ; 21 odalı köşkten bozma villaya kiracı girerler. Birkaç yıl sonra çıktılar.Behin Hanim, binayı yeniden kiraya verdi.Herkes köşkün sahibi olarak ''teşkilat'' ı  bilir, çünkü köşkün kapısında her zaman iki nöbetçi bekler, içeri plakalı ve plakasız arabalarla sivil giyinmiş ''teşkilat görevlileri''  girer çıkar.

Köşke 'teşkilat' girer. Zihni Paşa’nın köşkünde ''teşkilat'' vardır.

Mahallenin parmakla sayılan ahalisi köşkte Milli İstihbarat Teşkilatı’nın çalıştığını, ''teşkilat'' in bir yerde 10 yıldan fazla kalmadığı halde buradaki süresini çoktan aştığını bilir ama kimse kimseye bir şey söylemez. Köşkün arazisi 10 dönümden fazla ve çepeçevre duvarlıdır, bahçesi ağaç doludur, bahçenin arkasında bir güvercinlik vardır, bahçede bir adamın yarı boyunda köpekler dolaşır, bahçe kapısının kanatları kırmızı tuğla ile örülü gösterişli pervazlardan açılır. Yüksek duvarlı ''yasak'' bahçenin içinde, ağaçların arasındaki binayı doğru dürüst gören olmamıştır; üç katlıdır.

12 Mart darbesinin sorguları bitip de yaşam görece normale döndüğünde İlhan Selçuk, ifadesindeki sözcüklerin üçüncü harfine gizleyerek ''akrostiş'' le açığa çıkartır ve mekânın adini kısaca ''Ziverbey Köşkü'' koymuştur.

İnsanların gözleri bağlı getirilip götürüldüğü yerin izini sürmek ve ''Zihni paşa Köşkü'' olduğunu bulmak ise Talat Turhan 'a düşer.

Behin Hanim henüz ölmemiştir.

Refik Erduran, ''Sultan'' diye hitap ettiği Zihni Paşa’nın torunu Behin hanıma sorduğunda ''Bilsem kiraya verir miydim, zaten araya başkaları girmişti'' yanıtını alır.

Belki, Türkiye'yi Ankara'dan yönetenlerin bile haberi yoktur bu tarihi köşkün bir sorgulama merkezine dönüştürüldüğünden...

Çünkü Talat Turhan, kendilerine ''Ergenekon'' diyen bir ekibin doğrudan Washington'daki ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'la bağlantılı çalıştığı bilgisine ulaşmıştır sonradan.

Ulus gazetesi, CHP'nin 1950'li yıllardaki yayın organıdır.  Ratip Tahir Burak, basın hürriyetine karşı en büyük tehlikeyi, zamanın antidemokratik maddelerinden 161'inci maddeyle, 159'uncu madde olarak görür. Solda, 'Demoklesin kılıcı' olarak... sağda, karaya çıkmaya çalışan 'Ulus' sandalının karşısındaki kara bulutlar ile kayalıklar olarak çizer.Karabulutlar, dönemin hükümet erkânı. Sandalda -soldan-sağa- Kasım Gülek, Nihat Erim, H. C. Yalçın, İsmet İnönü vardır.

Çizgi roman Turhan Selçuk 'tan da öncelere gider.  Ratip Tahir Burak vardır.  Gelmiş geçmiş en büyük Türk çizgi romancılarından biridir, bazılarına göre birincisidir. Birde Suat Yalaz vardır.

Karaoğlan’ın öyküsü 1959'da Aksam gazetesinde başlar. Tarihsel romanlarıyla tanınan Abdullah Ziya Kozanoglu'nun yazdığı öyküler Ratip Tahir Burak’ın çizgileriyle buluşur ve çizgi-romana dönüşür. Kısa sürede Burak’ın yerini genç çizer Suat Yalaz alır. Bu çizgi-romanlarda Kaan adlı bir kahraman ön plana çıkar. Kozanoglu'nun 1962'de gazeteden ayrılmasından sonra Yalaz, bu tiplemeyi Karaoğlan adıyla kendisi yazıp çizmeye girişir.


Ayni yıl Atıf Yılmaz bu kahramanı, senaryosunu Yalaz’ın yazdığı "Cengiz Han’ın Hazineleri" ile beyazperdeye taşır.

R.Tahir Burak çeşitli gazetelere Şanlı Plevne, Barbaros'un Son Seferi, Koca Yusuf, Cem Sultan, Saray Kadınları, Lâle Devri, Bize Barbaroslu Derler gibi konusu Osmanlı tarihinden alınmış birbirinden güzel ve sürükleyici pek çok çizgi roman çizer. Özelliği, konusunun da, çizgilerinin de orijinal olmasıydı; çoğu ötekiler gibi asla konusu yabancı romanlardan apartılmamıştır, resimleri onlardan kopya çekilmemiştir. Çoğu gazetede tirajlar düşmeye başlayıp da tehlike çanları çalmaya başladı mı, yazı müdürünü bir telaştır alır: Hemen bir hamle yapmak gereğini duyar; gazeteye bir çeki-düzen vermek için kolları sıvarken sağa sola da yeni diziler ısmarlar. Bu arada da Ratip Tahir Bey'e haber gönderilir, gazete için yeni bir tarihî çizgi roman hazırlaması rica edilir.

R.Tahir Burak o sıralarda Ankara'da olduğu için Akşam gazetesine çizgi romanını günü gününe Ankara'dan uçak postasıyla gönderir. Kar nedeniyle, ya da başka bir sebepten ötürü Ankara'dan uçak kalkmasa, ertesi günkü gazeteye girecek çizgi romanın boş kalan yerine ne koyacağını bilememenin sıkıntısı vardır. Neyse, bir aksilik olmaz , Ratip Tahir Bey'in günü gününe uçak postasıyla gönderdiği çizgi romanları hiç aksamaz.

Karikatür sanatımızın usta imzalarından olan Ratip Tahir, Amerika'dan dönerken bindiği geminin Atlas Okyanusu'nda batmasıyla boğularak ölen ünlü güreşçi Koca Yusuf'un yaşantısını da çizer.

Alla-turca erotizmin ustalıkla işlendiği, daha da fazlası kalıba döktüğü balıketli Osmanlı kadınlarıdır Ratip Tahir’in çizdikleri. Terbiyeli, soğuk ve seçkin. Ve mesafeli. Devrinin zarafet tutkusu ve hassasiyetleriyle çalışır. Atatürk’ün istiflediği resimler çizer. En çok demokratlara kızar. Ulus’un ilk sayfasında sayısız İnönü resmeder. En iyi enstrümanı erotizm olabilirdi, fakat tarihi anlatmayı, yol göstermeyi “örnek” olmayı seçer.

Cumhuriyet kuşağının alışkanlıklarının kozasında konuşur. Partinin-devletin ressamıdır, gazete ressamı olur. Hayırsız zamanlarda, Bab-ı Ali ormanında, Akşam’da, bir gün kendisine “artık ihtiyaç duyulmadığı” söylenir. Çıkıp gider. İnançsız, kuralsız, kalpsiz-beyinsiz ve bayağılıklarla dolu vamp kadın resimleri dolar, onun bıraktığı yere.

Nerdeyse elli yıl çizmiş bir ressam-çizer. Çizgi romanları hakkında enikonu- pek bir şey yok. Değerli Ömer Çalışkan, Ratip Tahir’in ölümünden önceki son çalışması Solak Reis hakkında bir yazı hazırlar, iyi kalitede görsel malzeme olmadığı için kullanılamaz. Bu çizgi roman 1976–77 yıllarında Yeni Asır’ın Sarmaşık İlavesinde yayınlanır. Ratip Tahir’in o tarihlerde çizmeyi bıraktığı sanılmaktadır, çünkü belli bir küskünlükle Babıâli’yi terk etmiştir. Babıâli’yi terk etmiş etmesine de İzmir’e gitmiş, çizmeyi de bırakmamıştır.

Tarihsel konulu çizgi romanlarıyla tanınan karikatürist Ratip Tahir Burak 28 Ekim1977 ’de İstanbul’da vefat eder.

Ratip Tahir Burak'ın tarihsel çizgi romanlarından biri olan Cem Sultan'ın Günaydın gazetesinde 1986 yeniden yayınlanır. Bu son yayınlanan Ratip Tahir Burak çizgi romanıdır.

Siyaset; bir ülkeyi yönetmek, insana ve insanlığa hizmet etmek için iktidar gücünü ele geçirmek, bu gücü ele geçirdikten sonra da sürekli elde tutmak için uygulanan usul ve yöntemlerin toplamıdır.

Siyaset; Türkiye’de özellikle çok partili döneme geçildiğinde halkın isteklerinin çoğalması ile biçimlenmiştir. İmparatorlukta ve onu izleyen Cumhuriyetin ilk döneminde tüm reform çabaları, üst yönetimden halka doğru gelmiş, halk yığınları siyasal isteklerini gerçekleştirmek için baskı yapma yollarını bulamamıştır. Halkın siyasal isteklerde bulunması çeşitli baskı grupları halinde değişik partilerde toplanmaya başlaması, çok partili döneme geçildiğinde gerçekleşmiştir. Siyasal partiler kitlelerin oylarını alabilmek için halka yanaşmış, halkın da siyasal davranışları, devletten istekleri buna paralel olarak canlanmıştır. O dönemdeki “Yeter Söz Milletindir!” sloganı tüm bu canlanmanın özetidir.

“Yeter Söz Milletindir!” diyerek büyük bir coşkuyla iktidara gelenler, sonradan demokrasinin tüm ilkelerini çiğneyip baskı rejimi uygulamaya başlayınca ilk askeri müdahale gelmiştir. Bu, siyasal iktidara yapılan ilk askeri müdahaledir. 1961 yılında yeni bir anayasa hazırlanır. Bu anayasanın en önemli özelliği, kitlesel örgütlenme haklarını getirmesidir.

Siyasetçiler bir süre sonra 1961 Anayasası’nın Türk halkına büyük geldiğini söylemeye başlarlar. Ardından 12 Mart 1971 Muhtırası gelir. Halkın susturulması, siyasete fazla bulaşmaması gibi anlayış ön plana çıkar. Halk fazla karışmayınca elbette yönetim de kolay olacaktır. Ancak bu uzun sürmez, suskun toplum kesimleri yeni bir lider bulurlar; dağlara taşlara “Karaoğlan” yazarlar.Sonra Kıbrıs’ta savaş rüzgarları eser. Koalisyon ortakları bu başarılı savaşı paylaşamazlar.Çekişmeler başlar. Yeni seçimler, terörizm ve derken 12 Eylül 1980 de askerler yeniden yönetime elkoyarlar.Herşey yeniden başlar.Eski siyasetçiler yasaklanır, yeni siyasetçiler aranır. Liberal ekonomi düzenini getiren Özal döneminde ve sonraki koalisyonlar döneminde geniş halk yığınları yeni liberal ekonomi düzenine alışamadığı için büyük bir şaşkınlık içine girer.

Sürekli olan enflasyon, az sayıdaki zengini daha zengin yaparken, büyük çoğunluk fakirleşir. Tüm bu sıkıntılı dönemlerde halkın karşısına çıkan siyasetçiler vatandaşa hep; “oyunuzu bize verin, sizi sıkıntıdan kurtaralım” derler. Ama sıkıntılar bir türlü bitmek bilmez.

Bu özetin özeti denilebilecek siyasal tarihçede, geniş halk kitlelerinin yanında olan karikatürcüler, yönetime talip olanları, iktidara geldiklerinde halk için neler gerçekleştirdiğini, ya da neler gerçekleştiremediğini sorgulama işini üstlenerek görevlerini başarılı şekilde sürdürmüşlerdir. 20. yüzyılın önemli bir bölümünde karikatürcülerin çizdikleri hem yönetenleri, hem de yönetilenleri etkilemiştir.

Ne var ki tüm bu baskılar, antidemokratik uygulamalar, göz korkutmalar muhalif karikatürcülerin sesini kesebilmiş değildir. Çünkü özelliği gereği karikatür, yasaklarla susturulamayacak kadar güçlü bir sanattır. Nitekim artan baskılara koşut olarak karikatürcüler daima baskıları, antidemokratik kanunları delmenin bir yolunu bulur ve "anlatılamayanı anlatmakta" günden güne ustalaşırlar.

Son yıllarda karikatür dünyasında önemli değişiklikler gözlenmektedir.  Basın teknolojisine bağımlı olan karikatür yayımcılığı önemini yitirmeye başlıyor? Artık gazete, dergi yayınlamak için büyük tesislere gereksinim vardır. Bu tesisleri kurmak büyük sermaye istiyor. O nedenle gazeteler el değiştiriyor, büyük holding sahipleri tüm gazeteleri satın alıyorlar. Birden fazla gazete ve dergi aynı holdingin çatısı altında çıkıyor. Sermaye sahipleri yönetimle, yöneticilerle iyi geçinmek isterler. Gazetelerin yayın politikaları da buna paralel olacaktır. Karikatürcülerin siyasal konulardaki özgürlüğü yavaş yavaş kayboluyor. Gazetelerdeki temel anlayış; çarpıcı bir manşet, bol ve büyük fotoğraflar, heyecan yaratıcı haberler ve eğlendirici yazılara dönüşüyor. Böyle olunca da karikatürün ve karikatürcünün etkinliği yavaş yavaş azalmaya başlıyor. Karikatürcülerden daha yumuşak, daha eğlendirici konulara yönelmeleri isteniyor.

Umarız bu gidiş, Türkiye’de önemli görevler üstlenen ve dünyada adını duyurarak çeşitli başarılara imza atan Türk karikatürcülerini yılgınlığa düşürmez. Ratip Tahir’in yarım asır önceki aşağıdaki özleminin hala gerçekleşmemiş olması ne kadar acıdır.

“Ben de son nefesimi Paşakapısı’nın taş duvarları arasında verebilirim fakat binlerce, on binlerce Ratip Tahir yine bu millet uğruna, zalimlerle, hainlerle, şerirlerle savaşmakta devam edecek ve bir gün muzaffer olacaklardır.” R.T.B.

Ratip Tahir Burak bir karikatüründen dolayı aldığı 16 aylık hapis cezasını çekmekteyken, açılan başka bir davanın savunmasında tarihe yukarıdaki notu düşer.

ESERLERİ:

  • Ratip Tahir Burak, 14 Mayıstan Bu Yana Karikatürcünün Şakaları Ulus Basımevi, Ankara, 1952
  • Ratip Tahir Burak, Hapishane Hatıraları 1963 (basım yeri belirtilmemiş )
  • Ratip Tahir Burak, Barbaroslar ,(4 Macera bir arada: Akdenizde doğan güneş, Zaferden zafere, Bir kolun diyeti, Batan güneş), Atlas kitabevi, İstanbul, 1963
  • "Şanlı Plevne", "Barbaros'un Son Seferi", "Koca Yusuf", "Cem Sultan", "Saray Kadınları", 'Lale Devri", "Bir Yemin Uğruna", "Sihirli Kaftan", "Cinci Hoca", "Bize Barbaroslu Derler", "Kırk Şehitler Kalesi" adlı resimli romanlar.

KAYNAKÇA:

  • Zafer Toprak, "Demokrat Parti ve Ratip Tahir Burak," Tombak, sayı 21, Ağustos 1998, s. 4–12.
  • Deniz Som Cumhuriyet Gazetesi, 12 Mart 2001, Sayfa: 7
  • SEFER E.BERZEG / KAFKASYA DİASPORASI’NDA EDEBİYATÇILAR VE YAZARLAR SÖZLÜĞÜ
  • ALSAÇ, Üstün. Türkiye’de Karikatür, Çizgi Roman ve Çizgi Film. İletişim Yay. İstanbul;1994.
  • Atila ÖZER 7. Uluslararası Ankara Karikatür Festivali Sempozyum Bildirisi, 4-8 Mayıs 2001 The British Council Ankara.
  • YASİN KAYIŞ: Dokuz Eylül Üniversitesi "Demokrat Parti İktidarı Döneminde Siyasi Karikatür"
  • Turgut Çeviker, Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü Adam Yayınları, Birinci Basım, 1986
  • Dünkü Mizahımızdan Yazı Ve Çizgiler, Hürriyet Yayınları, Yedi Gün Matbaası-İstanbul, Yıl ve yazar bilinmiyor.

Bu yazı 3293 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
    denizhaber.com