Reklam
Reklam
Reklam

Kurumahmut: Kanal İstanbul konusunda bilen de bilmeyen de konuşuyor

İMEAK DTO Şubat olağan meclis toplantısında ‘Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Kanal İstanbul’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren Danıştay Emekli Üyesi Deniz Hukukçusu-Araştırmacı Yazar Ali Kurumahmut, tarihten günümüze Türk boğazlarının durumunu ve önemini anlattı. Kurumahmut, Kanal İstanbul konusunda bilgi kirlilği olduğunu ifade ederek, “Kanal İstanbul konusunda bilen de bilmeyen de konuşuyor” yorumunu kullandı.

Kurumahmut: Kanal İstanbul konusunda bilen de bilmeyen de konuşuyor
07 Şubat 2020 - 11:19

İMEAK DTO Şubat olağan meclis toplantısında ‘Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Kanal İstanbul’ başlıklı bir sunum gerçekleştiren Danıştay Emekli Üyesi Deniz Hukukçusu-Araştırmacı Yazar Ali Kurumahmut, tarihten günümüze Türk boğazlarının durumunu ve önemini anlattı. Kurumahmut, Kanal İstanbul konusunda bilgi kirlilği olduğunu ifade ederek, “Kanal İstanbul konusunda bilen de bilmeyen de konuşuyor” yorumunu kullandı.



“Boğazlar Türkiye’nin yüreği, Romanya’nın ciğeridir”
Osmanlı Devleti’nin ve onun denizcilik gücünün zayıflamasına paralel olarak ya başlı başına veya Ortadoğu’daki gelişmelere bağlı olarak bir Boğazlar meselesi, bir Karadeniz-Akdeniz hâkimiyet meselesi, önemli bir sorun olarak ortaya çıktığını ifade eden Danıştay Emekli Üyesi Deniz Hukukçusu-Araştırmacı Yazar Ali Kurumahmut, “Fakat değişmeyen gerçek şudur ki; Boğazlara sahip olan Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel ve küresel silahlı anlaşmazlıkların sonucu üzerine etkisi daima büyük olmuştur. Romanya Dışişleri Bakanı N. Titulesco; Boğazlar Türkiye’nin yüreği, Romanya’nın ciğeridir. SSCB Dışişleri Halk Komiseri Maksime Litvinof; Boğazlar SSCB’yi yalnız dış dünyaya bağlayan değil, aynı zamanda ülkenin çeşitli parçalarını da birbirine bağlayan bir can damarı niteliğindedir demiştir”dedi. Türk Boğazları, Karadeniz’e kıyısı bulunan devletlerin yanında, Tuna-Ren su yolunun sayılmaması halinde Karadeniz havzası devletlerinin de tek deniz giriş-çıkış kapısı olduğunu ifade eden Kurumahmut, bu ana kapının güvenliğinin Türkiye’nin olduğu kadar Karadeniz’e kıyıdaş diğer devletler için de önem arz etmekte olduğunu vurguladı.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Türk Boğazları ve Karadeniz’in hukuki statüsünü düzenleyen Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 20 Temmuz 1936’da imzalandığını ifade eden Kurumahmut, “Montrö, 9 Kasım 1936’da yürürlüğe girmiştir. Başlangıç yürürlük süresi 20 yıl olarak belirlenmiştir. 29 Madde, 4 Lahika ve 1 Protokolden oluşmaktadır. Lozan Barış Andlaşması’ndan sonra Türkiye’nin en önemli ikinci siyasal belgesi olarak kabul edilmektedir. XX. Yüzyılın önemli siyasal andlaşmalarından biri, bir istikrar ve denge belgesidir. Başlangıç yürürlük süresinin dolduğu 20 Kasım 1956’dan günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan Türkiye’nin gözetiminde 83 yıldır yürürlüktedir. Boğazlarda denizden geçiş ve ulaşım serbestisi prensibinin sonsuz bir süresi olacağı kabul edilmiştir. (Madde 1/1, 28/2)” dedi.
Karadeniz'in hukuki statüsü
Kanal ve boğaz kavramları, Türk Boğazları’nın genel coğrafi konumu, fiziki yapısı, tarihi gelişim içerisinde Türk Boğazları’ndan geçişin tabi olduğu kurallar, uluslararası deniz ulaştırması için kullanılan boğazlardan geçiş rejimleri hakkında bilgi veren Kurumahmut, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre Türk Boğazları Bölgesi’nde Türkiye’nin yetki ve yükümlülükleri, Türk Boğazları’nın hukuki statüsünde olabilecek değişiklikler, Kanal ve boğaz kavramları, Türk Boğazları’nın genel coğrafi konumu, fiziki yapısı ve sui generis özellikleri, Tarihi gelişim içerisinde Türk Boğazları’ndan geçişin tabi olduğu kurallar, Uluslararası deniz ulaştırması için kullanılan boğazlardan geçiş rejimlerinde de üstünkörü değindi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin iyi etüt edilmesi ve derinlemesine incelenmesi gerektiğini belirten Kurumahmut, Türk Boğazları Bölgesi’nde Türkiye’nin yetki ve yükümlülükleri, Türk Boğazları’nın hukuki statüsünde olabilecek değişiklikler, Seyri olumsuz etkileyen akıntı sistemleri, Güneyli yüzey akıntısı, Kuzeyli dip akıntısı, Bölgesel ters akıntılar, Orkoz akıntısı başlıklarını da ana hatlarıyla açıkladı.

Kanal ve Boğaz kavramları
 
Kanal ve boğaz kavramları hakkında da bir değerlendirmede bulunan Kurumahmut, “Kanal ve boğaz kavramları, Türk Boğazları’nın genel coğrafi konumu, fiziki yapısı ve sui generis özellikleri, Tarihi gelişim içerisinde Türk Boğazları’ndan geçişin tabi olduğu kurallar, Uluslararası deniz ulaştırması için kullanılan boğazlardan geçiş rejimleri, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türk Boğazları Bölgesi’nde Türkiye’nin yetki ve yükümlülükleri, Türk Boğazları’nın hukuki statüsünde olabilecek değişiklikler başlıklarının da bu çerçevede ele alınması gerektğini belirtti.
Sevr
 
Sevr hakkında da bir sunum yapan Kurumahmut şu bilgileri verdi: “Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve Karadeniz Boğazı’nı kapsayan Boğazlar, barış ve savaş zamanında, bayrak farkı gözetmeksizin, bütün devletlerin ticaret ve savaş gemileri ile askerî ve sivil uçaklarına açık olacaktı. Andlaşma ile kurulan serbest geçişi düzenlemek ve denetlemek için geniş yetkilerle donatılmış “Boğazlar Komisyonu” kurulacaktı. Çanakkale Boğazı’nın Avrupa kıyıları Yunanistan’a verildiğinden, Yunanistan ve Osmanlı Devleti Boğazlar üzerindeki denetim yetkilerini bu komisyona devredecekti.”
Lozan Boğazlar Sözleşmesi
Lozan Boğazlar Sözleşmesi hakkında Kurumahmut, “Türk Boğazları’ndan barışta ve savaşta, denizden ve havadan geçiş ve ulaşım serbestliği ilkesini kabul etmiştir. Lozan rejimi Boğazlar’dan geçişte herhangi bir sınırlama getirmezken, Karadeniz’e geçmek isteyen savaş gemileri için tonaj sınırlaması getirmiştir. Lozan Boğazlar Sözleşmesi hükümleriyle Boğazlar’ın askerden arındırılmış olması ve tahkim edilemez bulunması nedeniyle; Türk Boğazları Bölgesi’nde, Türkiye’nin egemenlik hakları açıkça sınırlandırılmış, Türkiye güvenliği için tedbir alma hakkında mahrum bırakılmıştır” dedi.
Montrö'nün Amacı
Boğazlar’dan geçişi ve gemilerin ulaşımını, Lozan Barış Adlaşması’nın 23’üncü maddesiyle tespit edilen prensibi, Türkiye’nin güvenliği ve Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliği çerçevesinde koruyacak biçimde düzenlemek olduğunu ifade eden Kurumahmut, kılavuzluk hizmetleri konusunda şu bilgileri verdi: “2005-2019 yıllarına ait İstanbul Boğazı gemi geçiş istatistikleri ortalaması esas alındığında; Geçiş yapan gemilerin %59’unu uğraksız gemi geçişleri oluşturmaktadır. Uğraksız geçiş yapan gemilerin yaklaşık %42.5’i kılavuz kaptan almaktadırlar. 2015-2019 yılları ortalamasına bakıldığında;  Uğraksız gemi geçişleri %61.3, kılavuz kaptan alma oranı ise %48.5 olmaktadır. 2017-2019 yılları ortalamasına göre ise;
Uğraksız gemi geçişleri yaklaşık %62.5 olurken, kılavuz kaptan alma oranı %51’e yükselmektedir. 2019 Yılında; Uğraksız geçiş oranı %63.6, kılavuz kaptan alma oranı % 55.6 seviyesine yükselmiş 3045 Gemi römorkör refakati almıştır.”
 
Savaş Gemilerinin Barış Zamanı Geçiş Rejimi
Savaş Gemilerinin Barış Zamanı Geçiş Rejimi başlığında Kurumahmut, “Sınıf Sınırlaması (Hafif Su Üstü Gemileri, Küçük Savaş Gemileri, Yardımcı Gemiler)Ön Bildirimde Bulunma Zorunluluğu (8 Gün – 15 Gün)Boğazlara Gündüz Girme ZorunluluğuSavaş Gemilerinin Taşımakta Olabilecekleri Uçakları Kullanma YasağıTonaj ve Sayı Sınırlaması (15.000 Ton, 9 Gemi)Uçak Gemilerinin Boğazlardan Geçiş YasağıSözleşme’de öngörülen açık sınırlayıcı hükümlere ters düşmemek, Uluslararası ulaştırma amacıyla kullanılan ve belirli ölçekte Türk Boğazları ile aynı konumda değerlendirilebilecek boğazlarla ilgili genel uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalmak, Geçiş hakkının özüne dokunmamak,  Türkiye’nin zabıta ve yargı yetkisi ile geçişin zararsız olmasını isteme ve en önemlisi geçiş düzenleme yetkileri saklı tutulmuşturKanal ve boğaz kavramları, Türk Boğazları’nın genel coğrafi konumu, fiziki yapısı ve sui generis özellikleriTarihi gelişim içerisinde Türk Boğazları’ndan geçişin tabi olduğu kurallarUluslararası deniz ulaştırması için kullanılan boğazlardan geçiş rejimleri”bilgisini verdi. Bu başlıkta son olarak Kurumahmut, Montrö Boğazlar SözleşmesiTürk Boğazları Bölgesi’nde Türkiye’nin yetki ve yükümlülükleri ve Türk Boğazları’nın hukuki statüsünde olabilecek değişiklikler ara başlıklarını da kısaca değerlendirdi.
Kanal İstanbul konusunda televizyonlarda bilen bilmeyen konuşuyor
“Kanal İstanbul üzerinde Türkiye’nin yasama, yürütme ve yargı yetkileri tam olup Kanal İstanbul geçişlerinin Türk ulusal hukukuna göre düzenleneceği konusunda bir tereddüt yoktur” diyen Kurumahmut, bu konuda özellikle televizyonlarda bilgi kirliliği olduğunu ve bu konuyu sadece derinlemesine etüt edenlerin anlatması gerekitiğini ifade ettti.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi Kanal İstanbul’un önünde bir hukuki engel değil
Kurumahmut, “Kanal İstanbul, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında İstanbul Boğazı’ndan yapılmaya devam edecek olan uğraksız geçişleri engelleyemeyeceği gibi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi de Kanal İstanbul’un önünde bir hukuki engel değildir. Kanal İstanbul yoluyla yapılması planlanacak bir geçiş, geminin bayrak devletinin, acentesinin veya gemi yetkililerinin talebi üzerine olması durumunda kabul edilebilir ve Sözleşme’deki geçiş özgürlüğü ihlal edilmemiş olur” dedi.
 
İstanbul Boğazı Gemi Geçiş İstatistikleri

Son olarak Kurumahmut İstanbul Boğazı Gemi Geçiş İstatistikleri hakkında şu bilgileri verdi:  “2005-2019 Yılları (Son 15 Yıl) Yıllık ortalaması = 48296 Geçiş2015-2019 Yılları (Son 5 Yıl) Yıllık ortalaması  = 42258 Geçiş, 2017-2019 Yılları (Son 3 Yıl) Yıllık ortalaması  = 41731 Geçiş, 2005, 2006 ve 2007 yılları ortalaması = 55426 Geçiş2019 Yılı                                                             2019 Yılında gemilerin ortalama bekleme süreleri;  Tankerler:  genel  = 23 saat200 = 35 saat. Geçiş yapan her bir geminin payına düşen: 15 saat.”




AHMET DOĞAN-DENİZGAZETE
 

Bu haber 988 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

denizhaber.com